'Kesintisiz devrim sürecinde kültür devrimini öne alan bir politik devrimi' anlama çabası...
CANIMIN İÇİ
KIZIMCIM! (17)
Çok konuda çok konuştuk. Gerekirse daha da konuşuruz. Artık ‘mektepli’ siyaset bilimci olman terminolojiyi daha da politikleştirmeyi gerektiriyor sanırım. Bu mektubun konusu “Ne demek istiyorsun, bir toparlasan!” denilirse söyleyebileceklerimden ibaret. ‘Havanın döndüğü, yelin işçiden estiği’ zamanları ‘inceden’ hissettiğimiz bugünlerde söylenenleri ‘toparlama’ çabası da denebilir. Rastgele…
1- ‘Anti’ olmak,
muhalif olmak gibi kavramsallaştırmalar ‘ne olduğunuzu’ değil, ‘ne
olmadığınızı’ tanımlıyor. Geçmişte, reel sosyalizmin varlığı nedeniyle
(eleştiriler, karşıtlıklar, çelişkilerle birlikte) sosyalizmin “kurulabilir,
uygulanabilir ve sürdürülebilir” bir sistem olup olmadığı tartışma dışı kaldığından,
adında ‘sosyalist/komünist’ ibareleri olmasa da ‘devrimci, demokratik, özgür, halk,
kurtuluş’ gibi sözcüklerin hangi ‘anlam dünyasına’ ait oldukları açıktı.
Günümüzde ‘anlam dünyasının’ yeniden kurulması gerekiyor.
2- Yalnızca ve sürekli
‘sorun’ tespit eden; kronik ve yapısal sorunları da sürekli sayarak ‘istatistik
rakamları’ haline getiren; çok başarılı teşhis koyan ancak tedavi konusunda
inandırıcı ve güven verici şeyler söylemeyen yaklaşımlar ‘umut’ yerine
umutsuzluğu artırıyor. İktidarı
hedeflemeyen, ‘kurulabilir, uygulanabilir ve sürdürülebilir’ somut ve
bütünlüklü bir projeden söz etmeyen yaklaşımlar, sistemin revizyonu ya da restorasyonu
dışında ‘talep ve beklenti’ oluşturmuyor.
3-Gezi’nin
‘karşıtlığından’ yeni bir dünyanın ‘kuruculuğa’ geçmek için ‘talep ve
beklentilerin’ netleştirilmesi, bunun için de ‘çokluğun’ “bütünlüklü dönüşüm
mücadelesi yerine mikro alan mücadelesini” içererek aşan ideolojik/politik
kuruculuğa geçmek, bu ikisi arasında doğru dengeyi kurmak gerekiyor.
4- Bu ibarelerin ‘kadim
dile’ tercümesi ise; “siyasi mücadele alanına tabi ekonomik-demokratik mücadele
alanı ile ideolojik mücadele alanından” oluşan bütünlüklü dönüşüm (devrim)
mücadelesi. Siyasi mücadelenin (bütünlüklü dönüşüm/devrim alanı) içini
doldurmak için de “devrim anlayışı, örgütlenme ve çalışma tarzı” konularında
netleşmek,
5- Emperyalizmin ‘gizli
ve içsel’ bir olgu olduğu, hakim üretim tarzının açık ve ağırlıklı bir şekilde
kapitalizm olarak tanımlanamadığı, alt ve üst yapıda feodal yapıların
(artıkların) olduğu ve egemen blok (oligarşi) içinde temsil edildikleri, sayı
ve coğrafi dağılım olarak yoğun bir köylü nüfusun olduğu, soğuk savaşın ve iki
kutuplu dünyanın sürdüğü, sosyalist bloğa sempati ile bakan ulusal kurtuluş
mücadelelerinin hız kazandığı dönemin teorik ‘avadanlığını’ somut koşullara
göre güncellemek/ uyarlamak,
6- Kapitalizmin
sürdürülebilir bir sistem olmaktan çıktığı ve ‘sonraki sisteme’ dair
mücadelenin sürdüğü, siyasetin ve toplumsal yaşamın boşluk kabul etmediği, ‘kırılma’
anının yaklaştığı ve kaçınılmazlaştığı, tüm dünyada sağın ve faşizmin yükselişe
geçtiği, ‘Ya sosyalizm ya barbarlık’ sözünün bile yetersiz kaldığı, ‘Ya
sosyalizm ya yok oluş’ denilebilecek bir vahametin (küresel ekolojik kıyamet
senaryoları) yaşandığı günümüzde açık sözlü olmak ve sosyalizmin (komünizmin);
-Kapitalizmin
kaçınılmaz barbarlığına karşı insanı, toplumu ve doğayı kurtaracak olan,
-Sömürüyü ortadan
kaldırmanın yöntemini ve öznesini gösteren,
-Sorunlar ve çözümleri
konusunda ulusal sınırların ‘anlamsızlaştığı’ dünyada ‘gezegen ölçeğinde’
kurtuluşu mümkün kılan,
-Ulusları, ırkları,
inanç gruplarını ve her türlü yerel farklılıkları da alt küme olarak barındırabilen
tek ‘evrensel küme’ olan,
-İnsanın insanla
‘sınıfsal’ çelişkisini çözen ve insan-doğa çelişkisini insanlığın önüne koyarak
“insanın doğallaşması ve doğanın insanlaşmasını” mümkün kılan,
-Bilimsel bakış açısı
ile nüfus artışı, beslenme, çevre, kadın, eğitim, sağlık, barınma, istihdam,
kişisel gelişim ve özgür özel yaşam konularında insan onuruna uygun ve
sürdürülebilir tek çözüm olduğunu her koşulda savunmak,
7- “Kesintisiz devrim
sürecinde kültür devrimini öne alan bir politikleşmiş devrim” ‘tamlamasını’
bütün boyutları ve veçheleri ile ‘devrim anlayışını’ anlatmak için kullanmak ve
bu kavramları ‘yapı sökümcü’ bir bakışla (anlamı asla tamamlanmayacak bir
‘yolculuğun’ satır başları olarak) irdelemek,
8- Kesintisiz devrim
süreci;
-Devrimden önceki politik
ve toplumsal/kültürel süreçleri bir arada içeren,
-Devrimden sonra üç
aşamalı (halk demokrasileri/ sosyalizm/ komünizm) gelişim sürecini ‘Sosyalist
devrim’ kavramı içinde birleştiren,
-Emperyalizm ve faşizmle mücadele, halk
demokrasisi kurmak, demokratik devrim, bağımsızlık, toprak sorunu, ulusal
sorun, feodalitenin tasfiyesi gibi ‘ara’ aşamalar ve bunların gereği olan eylem
ve ittifak stratejilerini sosyalist devrimden ‘ayrı’ bir devrim gerektirmeyen
(ancak ‘ana çelişki ve güncellik’ tespit ve değerlendirmelerini göz ardı
etmeyen) uğraklar olarak içeren,
-Amaç/niyet/kimlik
olarak “sosyalizmi kurmayı amaç edinen devrimciler (sosyalist devrimciler)”
olmayı gerektiren; bütün anti’likleri (anti-kapitalizm/faşizm/emperyalizm/
şovenizm/patriyarka/nükleer…) sosyalist devrim mücadelesinin ‘mütemmim
cüzleri/olmazsa olmazları/bütünü oluşturan parçalar’ olarak değerlendiren,
9- Öne alınmış bir
kültür devrimi;
-Devrimden önce ve
sonra da süren sınıf savaşında ‘kültür devrimi/ ideolojik hegemonya’ mücadelesinin
önemini bilen,
-Kültür devriminin politik devrimi
‘izleyen’ bir kronolojiye ‘mecbur’ olduğunu kabul etmeyen; nasıl ki devrimden
önceki komün ve sovyet deneyimleri, devrimden sonraki ‘sosyalist devleti’
(ön)belirlediyse, mücadelenin kültürel/toplumsal boyutunun da devrimden sonraki
‘sosyalist yaşamı’ (ön)belirleyeceğini kabul eden,
-İdeolojik,
ekonomik-demokratik mücadele alanları ile politik mücadele arasındaki ilişkiyi
‘hakiki ve işlevsel’ hale getiren,
-Askeri ve coğrafi olarak iktidarın egemenlik/hegemonya alanlarında
özerk/kurtarılmış bölgeler oluşturmanın olanaksızlaştığı günümüz koşullarında, iktidarın
kendini yeniden ürettiği alanlarda (kültür, ekonomi, sanat, eğitim, insan
ilişkileri…) alternatif varoluş biçimleri sergileyerek ‘iktidarın
hegemonyasından koparılmış işlev ve ilişki alanları’ anlamında “kurtarılmış alanlar”
oluşturan,
-Alternatif varoluş alanları oluşturma çalışması ile insanlara sorun
çözme ve değiştirme güç ve yeteneğini gösteren, muhatap olduğu sorunların
nedenlerine ilişkin tespitlerin (ajitasyon) yanı sıra çözüme ilişkin
görüşlerini de anlatan (propaganda) bir “politikleşmiş alan mücadelesi
(stratejisi)” yürüten,
-Devlet yönetiminin
okuma-yazma ve dört işlem bilen herkes tarafından yürütülebilecek basitlikte
olmadığı; ‘karmaşıklık, hiyerarşi ve mekanizma’ özellikleri ile bir aygıt
biçimi aldığı; bu nedenle kitlelerin devrim öncesinden başlayarak ‘yönetmeyi’
öğrenmeleri gerektiğini kavrayan,
10- Politikleşmiş
devrim;
-Aşırı merkezileşmiş ve
uzmanlaşmış militarist bir devlet, çok gelişkin savaş/ iletişim/ ulaşım
teknolojilerinin olduğu bir dönemde kır-kent ikiliği üzerine kurulu ‘halk
savaşı’ stratejisi kullanılamaz. Nüfusun %60’ından fazlasının köylerde yaşadığı
dönemde bile, merkezileşen devletin kırlara müdahale kapasitesinin artması nedeniyle
kır-kent önceliği tartışmasını kabul etmeyerek ‘birleşik devrimci savaş’ diyen
kavrayış, nüfusun %7’sinin köylerde yaşadığı ve coğrafi olarak kırın çok
daraldığı günümüzde, mücadelenin kent merkezli/odaklı olacağını görmezden
gelemez.
-‘Seçim ve parlamento’
stratejisi ise genel tespitlerin (sınıfın ekonomik gücü, ideolojik hegemonya
aygıtları üzerinde tekel, çok etkili tarihsel ve toplumsal nedenlerle emekçi
kitlelerde oluşan derin bilinç yanılsamaları, hiçbir sınıf iktidarının seçim
yoluyla barışçı bir şekilde devredilmemesi, silahlı devrimlerden sonra bile
müesses nizamın bürokrasisi ve zor aygıtlarının iktidarı sorunsuz devretmemesi
nedeniyle yaşanan iç savaşlar…) yanı sıra ülkemizdeki parlamenter yapının
etkisizleşmesi nedeniyle de seçim ve parlamento ‘ana’ strateji olamaz.
-Bu durumda “Yaşanan
devrimci tarih, bütün boyutları ile hepimize aittir. Tüm deneyimler ortak bir
havuza akmıştır ve herkesin kullanımına açıktır. Hepsi bizimdir!” diyebilen,
-İktidar mücadelesinde
devrimci/barışçı yöntemleri (sokak/seçim…) birlikte geçerli kabul eden,
-Paris Komünü,
Sovyetler ve Direniş Komiteleri çizgisinden ilham alan; kent ve kır
yoksullarının küçük-büyük, yerel-genel, yapısal-konjonktürel her sorununu ile
ilgilenen; sorunların gerçek ve kalıcı çözümünün sosyalizm ile mümkün olduğunu
anlatmaktan vazgeçmeyen; kent yoksullarının kitlesel, birleşik/eşgüdümlü
mücadelesi ile iktidarı kerte kerte yerele taşıyan; düzenin kaçınılmaz
tepkilerine karşı örgütleyeceği militan direnişin yaratacağı kadro devşirme olanaklarını
değerlendiren; ikili iktidar ve sonrasında iktidar perspektifi ile hareket eden
bir “meclisler (Sovyetler) devrimi” stratejisini kuran,
11- Örgüt ve meclis
ilişkisinde;
-Meclislerin
“Kişi, grup ve yapıların tümünün ortak bir
masa etrafında, kendi sandalyesinde ve kendi dosyası ile oturduğu” bir yapı
olarak kabul edilmesi; nedenleri tartışmaya açık olmakla birlikte (aynıların
aynı, ayrıların ayrı yerde toplandığı) birlik projelerinin akamete uğradığının
kabul edilmesi; herkesin yapabildiğini yaptığı bir sürecin içinde ‘birlik’ beklentisinin diri tutulması,
-Meclislerin solun bir arada durma
kültürünü geliştiren (cephe); devrimci-demokrat kamuoyunun fikirlerini, bakış
açısını, ihtiyaçlarını ilk ağızdan öğrenmeyi sağlayan (kongre/konferans); yüz
çiçeğin açtığı, yüz fikrin yarıştığı tartışma ortamı (forum); yüz yüze ilişki
(sosyal dayanışma); ‘kendi için’ bütünlüğünü koruyarak
meclis bütünlüğünün parçası olabilen (demokratik merkeziyetçilik); parti, hareket, sendika, demokratik kitle
örgütü, meslek kuruluşu, çevre ve platform, devrimci demokrat kişi ve grupların
tümünü bir araya getiren (eylem birliği); bütün seçenekleri masaya koyabilen,
hem bu, hem şu; bir bu, bir şu; önce bu, sonra şu; bu olmazsa şu; sen bunu yap,
ben şunu yapayım ve sonuçları konsolide edelim gibi esnek yaklaşımlar (birleşik
mücadele) geliştiren tarzda kavranması,
12-
Meclislerin siyasi programı ‘üç ayak’
üzerinden belirlenebilir:
I-
Sorunların tespiti: Yalnızca bu aşamaya yoğunlaşılması
halinde; çok başarılı teşhis koyan ancak tedavi konusunda inandırıcı hiçbir şey
söylemeyen doktorun hastasının hoca, imam, üfürükçü vb.’ye gitmesi gibi,
sıradan insanlar “alternatif tıp” seçeneklerine, muhalifler de umutsuzluğa sevk
edilmiş olur.
II-
Kısa ve orta vadede, sistem içinde demokratik özgürlükler konusunda
yapılması gerekenler: Yalnızca bu aşamaya yoğunlaşılması
halinde; güncel ve yerel sorunların çözümü için yürütülen mücadele ile geçici
çözümlere/reformlara ulaşılabilir. Ancak bir aşamadan sonra kendi içine çökerek
sönümlenmeleri kaçınılmazdır. Yapılanların kalıcı ve kazanılmış hak değil de
'sadaka' olarak algılanması, sistemin yarattığı sorunlara palyatif/pansuman
tedbirler uygulayarak kitlelerin muhalif tepkilerinin yumuşatılması sonucu
doğabilir.
III-
Nihai çözüm: Yalnızca bu aşamaya
yoğunlaşılması halinde; pratik politik kazanımlarla desteklenmeyen mücadele
umudun değil inadın mücadelesine dönüşür ve teori-pratik birlikteliği
anlamındaki praksisin 'pratik' kısmı eksik kaldığı için kitlelerin başarı
ihtimalini 'somut' olarak görmeleri ve algılamaları mümkün olmaz.
‘Üç ayak’
mantığını,
ilk akla gelen ana başlıklar için örneklemeye çalıştığımızda (Bazıları
güncelliğini yitirmiş olabilir);
*Demokrasi
mücadelesi;
I. Cumhuriyetin
kazanımları
yok edildi, tek adam diktatörlüğü ve islami faşizm kuruldu,
II. Toplantı,
gösteri, propaganda, basın özgürlükleri; insan, çevre, kadın, çocuk, hayvan
hakları; parlamenter demokrasiye dönüş; siyasi partiler ve seçim kanunlarının
değişmesi; seçim güvenliği; güçler ayrılığı vb. için kesintisiz ve sürekli
toplumsal demokratik muhalefet,
III. Demokrasi
kavramının
son tahlilde sınıfsal bir içeriği olduğu, burjuva demokrasisinin bir avuç
sömürücünün büyük emekçi çoğunluğu üstündeki hegemonyası olduğu ve ‘sosyalist
demokrasinin’ büyük emekçi çoğunluğun bir avuç sömürücü üstündeki hegemonyası
anlamında 'bin kat daha demokratik' olduğu konusunda 'farkındalık yaratmak',
*Ekonomi;
I. Açlık,
yoksulluk, işsizlik, kriz, hayat pahalılığı, özelleştirme, üretimsizlik,
finansallaşma, bütçe hakkının gaspı, tarım ve hayvancılığın krizi, gıda
güvenliği vb.
II. Takas ekonomisi, kooperatifçilik, ev içi üretim, ikinci el
pazarı, öğrencilere burs, iş arayanlar
ile işçi arayanları buluşturan mecralar, acil ihtiyaç sahiplerine fon,
toplumsal muhalefetin 'genel' ekonomik direnişlerine her boyutta önderlik,
eşlik, katkı vb.
III. Yapısal
krizin gerçek nedeni sömürü ve kapitalizmdir. Mülkiyet ilişkilerinin yeniden
yapılandırılması ve üretim araçlarının özel mülkiyetine son verilmesi devrimin
özüdür (Devletleştirme, kamulaştırma, toplumsallaştırma, özyönetimcilik,
kooperatifçilik, kolhoz/solhoz uygulamaları, sosyalist piyasa modeli gibi çok
değişik seçenekler tartışılabilir).
*Laiklik;
I. İslami
faşizmden söz edilen koşullarda laiklikten söz edilemeyeceği açıktır.
II. ‘Laiklik’
adına
geçmişte yapılan hataları açık yüreklilikle eleştirmek, ancak laikliğe ödünsüz
şekilde sahip çıkmak gerekir.
III. Herkesin
aynı
inanca sahip olmadığı toplumlarda, bir arada yaşayabilmenin ‘olmazsa olmaz
koşulu’ laikliktir ve dinlerin kamusal alanı düzenleme konusundaki etkilerinin
sınırlandırılması için verilen dinamik bir mücadeledir. Sivil topluma bırakılan
inanç sistemleri, insanlar ihtiyaç duyduğu sürece yaşayacaklar. İhtiyacı giderecek
alternatif çözümler ikame etmeden insanların elindekini almak zulümdür. Sömürü
düzeninin sürmesini savunanlar dışındaki her türlü inancın yaşanmasının
güvencesi de laikliktir.
*Eğitim;
I. Zorunlu
eğitimin
tasfiyesi, imam hatipleştirme, eğitimin içeriğinin gericileştirilmesi, zorunlu
din dersi, seçmeli dersler, okullaşma oranı, kız çocuklarını eğitimden
uzaklaştırılması, dolu sınıflar, sınav sistemi, üniversitelerdeki gerici
kadrolaşma ve bilimin üniversitelerden kovulması, öğretmenlerin özlük hakları
vb.
II. Bütün
düzeylerde kamusal, eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilde
eğitim; eğitim işkolunun tüm bileşenlerinin (yönetici, öğretmen, öğrenci, veli,
hizmet işçileri) eğitim politikasının oluşturulmasında söz sahibi olması; veli
örgütlenmesi, okul aile birliklerinde olmak, yerel ihtiyaçlara uygun olmayan
okul türlerine ve imam hatipleşmeye karşı mücadele, pandemide yüzyüze eğitimin
gerekleri,
III. Eğitimi
“iş içinde eğitim/politeknik eğitim” ilkesine uygun olarak örgütlemek ve eğitim
çağındaki hiçbir çocuğun eğitim süreci dışındaki işlerde çalışmasına izin
vermemek,
Zorunlu eğitim
kapsamında evrenin ve dünyanın oluşumu, canlının ve insanın evrimi, toplumların
sosyoekonomik tarihi, insan/kadın/çocuk/hayvan hakları, çevre bilinci, çok
kültürlü yaşam bilgisi, cinsiyet özgürlüğü ve eşitliği, nezaket/görgü/ahlak
kuralları, zeka geliştirici oyunlar, spor, kolektif üretim yeteneği, sosyal
sorumluluk ve inisiyatif sahibi olma, eleştiri/özeleştiri yapabilme, sanatsal
ve estetik bakış açısını içselleştirme gibi “demokrat, laik, bilimi rehber
kabul eden, barış ve kardeşlikten yana, paylaşımcı ve dayanışmacı” bireyler
yetiştirmeye yönelik bir eğitim,
En genel
anlamda kolektif bilince sahip, insanların ve bütün
ulusların eşitliği ve kardeşliğine inanan, hayatı anlamanın ve sorunları çözmenin
tek yol göstericisinin bilim olduğunu algılayan, her konuda yeteneklerini açığa
çıkaran ve özgürce geliştiren, sınıfsız toplum idealini paylaşan bireyler
yetiştirmek,
*Sağlık;
I. Katkı
payları ve fark ödemeleri ile ücretli sağlık, sağlık çalışanlarına şiddet,
hizmete erişim, tam gün, performans, aile hekimliği, şehir hastaneleri,
güvenlik soruşturmaları, tıp fakültelerinin eğitim ve mali sorunları, pandemide
krizi yönetememek,
II. Kent
hastanelerini teşhir, koruyucu halk sağlığı talebi, tümüyle ücretsiz hizmet,
sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi ve özlük hakları mücadelesine
destek,
III. Herkesin
koruyucu ve tedavi edici kamusal sağlık hizmetlerinden
gereksinimleri ölçüsünde, verimli, parasız, yerinde ve gerektiğinde gezici
sağlık hakkının eksiksiz uygulanması,
*Kadın;
I. Kadına
yönelik fiziksel ve cinsel şiddet; istihdam, eğitim, yönetim, sosyal güvenlik
alanlarından dışlanma; ev içi emeğin görülmemesi; toplumsal cinsiyet rolleri;
çocuk evlilikleri; ayrımcılık, mobbing,
II. Kadına
yönelik cinsiyetçi bakış açısını sonlandırmak, ev işleri ve çocuk bakımı
konusunda kadına bağımlı sistemi değiştirmek; yemek, temizlik, çocuk ve yaşlı
bakımı gibi işlerin kolektifleştirilmesi veya sürekli hizmet veren yemekhane,
çamaşırhane, kreş gibi merkezlerin oluşturulması,
III. Toplumsal
cinsiyet çelişkilerinin sınıf çelişkilerine indirgenemeyeceğinin farkında
olarak, kadınların bedenleri ve yaşamları üzerindeki her tür denetime son
veren, sadece kendilerinin söz hakkı olduğu kabul eden, ‘farklılıkların
eşitliği’ ilkesi temelinde toplumsal yaşamın her düzeyinde eşitlik
(gerektiğinde kota ve pozitif ayrımcılık),
*Çevre;
I. Hızla
artan nüfus, plansız sanayileşme, sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler,
savaşlar, tarım ilaçları, her alanda artan kimyasal madde kullanımı gezegendeki
yaşamı tehdit eden bir boyuta ulaştı,
II. HES’ler,
madenler ve her türlü yatırım için çevresel etki
değerlendirmesinin bilimsel ve doğa dostu bir mantıkla yapılması; nükleere
hayır; hat yenileme, kayıp-kaçak oranını azaltılma; verimlilik ve tasarrufu
artıran, atıkların geri dönüşüm oranını yükselten yöntemlerin geliştirilmesi,
III. Kontrolsüz
büyüme ve kalkınma mantığından uzaklaşan; lüks tüketimi
engelleyen; dönüşümlü sistemlere ağırlık veren, yerel ve yenilenebilir
kaynaklara yönelen; rüzgar, güneş, dalga, jeotermal, biokütle enerjisine
öncelik veren bir enerji politikası,
*Kent ve konut;
I.
Rant ve beton ekonomisi; cezasızlık ve af;
kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma; toplu konut idaresinin lüks konutları;
satılamayan konutlar; nitelikli, güvenlikli ve dayanıklı
konut ihtiyacı,
II. Mevcut
‘kent durumunun’ tespiti; korunması gereken tarihsel
doku ve miras, doğal afet riskleri, kullanılır durumdaki altyapı ve ulaşım
olanakları, ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel ve jeolojik verilerle birlikte
demokratik bölgesel ve kentsel kalkınma planları oluşturulması; herkesin
yeterli büyüklükte, yangına ve doğal afetlere dayanıklı, güvenli, engellilerin
kullanımına uygun, ısı yalıtımlı, kullanılabilir temiz su, elektrik, telefon,
internet bağlantıları vb. niteliklere sahip ‘insan onuruna yaraşır’ bir konutta yaşama hakkı,
III.
Sosyalist sistemde tüm toprakların kamu mülkiyetine
geçmesi, merkezi planlama ile kaynakların rasyonel kullanımı; kar, spekülasyon
ve lüks konut baskısı olmaksızın üretim yapma olanağı gibi nedenlerle
‘nitelikli’ konut ihtiyacının yeterince karşılanacağı açıktır.
Kentsel
yaşamın yeniden düzenlenmesi, kent arazilerinin kullanımı ve kent planlaması
ile ilgili karar süreçlerinde katılımcı demokratik planlama ile sağlıklı
kentlerin (yeniden) inşası mümkündür.
*Kültür ve sanat;
I.
‘Kültür konusunda hedeflediğimiz noktaya
ulaşamadık’ dense de çölleşme artıyor; okumuş insana nefret pompalanıyor;
yandaş medyada seviyesiz diziler; yandaş röportajları ile ‘tuzağa’ düşmeye
teşne sanatçılar; kurul üyelikleri; kültür ürünlerinin pahalı olması vb.
II.
Sanat/spor kulüp ve
atölyeleri, tiyatro/sinema/müzik/kitap okuma grupları,
destekleyici/alternatif kurs ve eğitim programları; emeği, barışı, demokrasiyi,
laikliği, çağdaş yaşamı ilgilendiren her konuda fikir üretimi, üretilen
fikirlerin meclisler arasında dolaşımı ve tartışılması; alternatif medya, duvar
ya da elden dağıtılan bülten, gazete vb.
III. Sanatın
metalaşma tehlikesine karşı toplumsal fonlar; sanatçı ve kültür emekçilerinin
üretim, eğitim, yayın, sergileme araç ve ortamlarına ulaşmaları; medyanın özgür
olması; ‘sömürme ve suç işleme’ özgürlüğü dışında söyleyecek sözü olan herkesin
mutlaka uygun bir mecrayı, uygun zamanda ve süreyle kullanabilmesi ve
sansürsüz, ön incelemesiz, onaysız şekilde derdini anlatması, göstermesi,
oynatması,