Ana içeriğe atla

17. MEKTUP (TOPARLARSAK...)

 

'Kesintisiz devrim sürecinde kültür devrimini öne alan bir politik devrimi' anlama çabası... 

CANIMIN İÇİ KIZIMCIM! (17)

            Çok konuda çok konuştuk. Gerekirse daha da konuşuruz. Artık ‘mektepli’ siyaset bilimci olman terminolojiyi daha da politikleştirmeyi gerektiriyor sanırım. Bu mektubun konusu “Ne demek istiyorsun, bir toparlasan!” denilirse söyleyebileceklerimden ibaret. ‘Havanın döndüğü, yelin işçiden estiği’ zamanları ‘inceden’ hissettiğimiz bugünlerde söylenenleri ‘toparlama’ çabası da denebilir. Rastgele…

1- ‘Anti’ olmak, muhalif olmak gibi kavramsallaştırmalar ‘ne olduğunuzu’ değil, ‘ne olmadığınızı’ tanımlıyor. Geçmişte, reel sosyalizmin varlığı nedeniyle (eleştiriler, karşıtlıklar, çelişkilerle birlikte) sosyalizmin “kurulabilir, uygulanabilir ve sürdürülebilir” bir sistem olup olmadığı tartışma dışı kaldığından, adında ‘sosyalist/komünist’ ibareleri olmasa da ‘devrimci, demokratik, özgür, halk, kurtuluş’ gibi sözcüklerin hangi ‘anlam dünyasına’ ait oldukları açıktı. Günümüzde ‘anlam dünyasının’ yeniden kurulması gerekiyor.

2- Yalnızca ve sürekli ‘sorun’ tespit eden; kronik ve yapısal sorunları da sürekli sayarak ‘istatistik rakamları’ haline getiren; çok başarılı teşhis koyan ancak tedavi konusunda inandırıcı ve güven verici şeyler söylemeyen yaklaşımlar ‘umut’ yerine umutsuzluğu artırıyor.  İktidarı hedeflemeyen, ‘kurulabilir, uygulanabilir ve sürdürülebilir’ somut ve bütünlüklü bir projeden söz etmeyen yaklaşımlar, sistemin revizyonu ya da restorasyonu dışında ‘talep ve beklenti’ oluşturmuyor.

3-Gezi’nin ‘karşıtlığından’ yeni bir dünyanın ‘kuruculuğa’ geçmek için ‘talep ve beklentilerin’ netleştirilmesi, bunun için de ‘çokluğun’ “bütünlüklü dönüşüm mücadelesi yerine mikro alan mücadelesini” içererek aşan ideolojik/politik kuruculuğa geçmek, bu ikisi arasında doğru dengeyi kurmak gerekiyor.

4- Bu ibarelerin ‘kadim dile’ tercümesi ise; “siyasi mücadele alanına tabi ekonomik-demokratik mücadele alanı ile ideolojik mücadele alanından” oluşan bütünlüklü dönüşüm (devrim) mücadelesi. Siyasi mücadelenin (bütünlüklü dönüşüm/devrim alanı) içini doldurmak için de “devrim anlayışı, örgütlenme ve çalışma tarzı” konularında netleşmek,

5- Emperyalizmin ‘gizli ve içsel’ bir olgu olduğu, hakim üretim tarzının açık ve ağırlıklı bir şekilde kapitalizm olarak tanımlanamadığı, alt ve üst yapıda feodal yapıların (artıkların) olduğu ve egemen blok (oligarşi) içinde temsil edildikleri, sayı ve coğrafi dağılım olarak yoğun bir köylü nüfusun olduğu, soğuk savaşın ve iki kutuplu dünyanın sürdüğü, sosyalist bloğa sempati ile bakan ulusal kurtuluş mücadelelerinin hız kazandığı dönemin teorik ‘avadanlığını’ somut koşullara göre güncellemek/ uyarlamak,

6- Kapitalizmin sürdürülebilir bir sistem olmaktan çıktığı ve ‘sonraki sisteme’ dair mücadelenin sürdüğü, siyasetin ve toplumsal yaşamın boşluk kabul etmediği, ‘kırılma’ anının yaklaştığı ve kaçınılmazlaştığı, tüm dünyada sağın ve faşizmin yükselişe geçtiği, ‘Ya sosyalizm ya barbarlık’ sözünün bile yetersiz kaldığı, ‘Ya sosyalizm ya yok oluş’ denilebilecek bir vahametin (küresel ekolojik kıyamet senaryoları) yaşandığı günümüzde açık sözlü olmak ve sosyalizmin (komünizmin);

-Kapitalizmin kaçınılmaz barbarlığına karşı insanı, toplumu ve doğayı kurtaracak olan,

-Sömürüyü ortadan kaldırmanın yöntemini ve öznesini gösteren,

-Sorunlar ve çözümleri konusunda ulusal sınırların ‘anlamsızlaştığı’ dünyada ‘gezegen ölçeğinde’ kurtuluşu mümkün kılan,

-Ulusları, ırkları, inanç gruplarını ve her türlü yerel farklılıkları da alt küme olarak barındırabilen tek ‘evrensel küme’ olan,

-İnsanın insanla ‘sınıfsal’ çelişkisini çözen ve insan-doğa çelişkisini insanlığın önüne koyarak “insanın doğallaşması ve doğanın insanlaşmasını” mümkün kılan,

-Bilimsel bakış açısı ile nüfus artışı, beslenme, çevre, kadın, eğitim, sağlık, barınma, istihdam, kişisel gelişim ve özgür özel yaşam konularında insan onuruna uygun ve sürdürülebilir tek çözüm olduğunu her koşulda savunmak,

7- “Kesintisiz devrim sürecinde kültür devrimini öne alan bir politikleşmiş devrim” ‘tamlamasını’ bütün boyutları ve veçheleri ile ‘devrim anlayışını’ anlatmak için kullanmak ve bu kavramları ‘yapı sökümcü’ bir bakışla (anlamı asla tamamlanmayacak bir ‘yolculuğun’ satır başları olarak) irdelemek,

8- Kesintisiz devrim süreci;

-Devrimden önceki politik ve toplumsal/kültürel süreçleri bir arada içeren,

-Devrimden sonra üç aşamalı (halk demokrasileri/ sosyalizm/ komünizm) gelişim sürecini ‘Sosyalist devrim’ kavramı içinde birleştiren,

 -Emperyalizm ve faşizmle mücadele, halk demokrasisi kurmak, demokratik devrim, bağımsızlık, toprak sorunu, ulusal sorun, feodalitenin tasfiyesi gibi ‘ara’ aşamalar ve bunların gereği olan eylem ve ittifak stratejilerini sosyalist devrimden ‘ayrı’ bir devrim gerektirmeyen (ancak ‘ana çelişki ve güncellik’ tespit ve değerlendirmelerini göz ardı etmeyen) uğraklar olarak içeren,

-Amaç/niyet/kimlik olarak “sosyalizmi kurmayı amaç edinen devrimciler (sosyalist devrimciler)” olmayı gerektiren; bütün anti’likleri (anti-kapitalizm/faşizm/emperyalizm/ şovenizm/patriyarka/nükleer…) sosyalist devrim mücadelesinin ‘mütemmim cüzleri/olmazsa olmazları/bütünü oluşturan parçalar’ olarak değerlendiren,

9- Öne alınmış bir kültür devrimi;

-Devrimden önce ve sonra da süren sınıf savaşında ‘kültür devrimi/ ideolojik hegemonya’ mücadelesinin önemini bilen,

-Kültür devriminin politik devrimi ‘izleyen’ bir kronolojiye ‘mecbur’ olduğunu kabul etmeyen; nasıl ki devrimden önceki komün ve sovyet deneyimleri, devrimden sonraki ‘sosyalist devleti’ (ön)belirlediyse, mücadelenin kültürel/toplumsal boyutunun da devrimden sonraki ‘sosyalist yaşamı’ (ön)belirleyeceğini kabul eden,

-İdeolojik, ekonomik-demokratik mücadele alanları ile politik mücadele arasındaki ilişkiyi ‘hakiki ve işlevsel’ hale getiren,

-Askeri ve coğrafi olarak iktidarın egemenlik/hegemonya alanlarında özerk/kurtarılmış bölgeler oluşturmanın olanaksızlaştığı günümüz koşullarında, iktidarın kendini yeniden ürettiği alanlarda (kültür, ekonomi, sanat, eğitim, insan ilişkileri…) alternatif varoluş biçimleri sergileyerek ‘iktidarın hegemonyasından koparılmış işlev ve ilişki alanları’ anlamında “kurtarılmış alanlar” oluşturan,

-Alternatif varoluş alanları oluşturma çalışması ile insanlara sorun çözme ve değiştirme güç ve yeteneğini gösteren, muhatap olduğu sorunların nedenlerine ilişkin tespitlerin (ajitasyon) yanı sıra çözüme ilişkin görüşlerini de anlatan (propaganda) bir “politikleşmiş alan mücadelesi (stratejisi)” yürüten,

-Devlet yönetiminin okuma-yazma ve dört işlem bilen herkes tarafından yürütülebilecek basitlikte olmadığı; ‘karmaşıklık, hiyerarşi ve mekanizma’ özellikleri ile bir aygıt biçimi aldığı; bu nedenle kitlelerin devrim öncesinden başlayarak ‘yönetmeyi’ öğrenmeleri gerektiğini kavrayan,

10- Politikleşmiş devrim;

-Aşırı merkezileşmiş ve uzmanlaşmış militarist bir devlet, çok gelişkin savaş/ iletişim/ ulaşım teknolojilerinin olduğu bir dönemde kır-kent ikiliği üzerine kurulu ‘halk savaşı’ stratejisi kullanılamaz. Nüfusun %60’ından fazlasının köylerde yaşadığı dönemde bile, merkezileşen devletin kırlara müdahale kapasitesinin artması nedeniyle kır-kent önceliği tartışmasını kabul etmeyerek ‘birleşik devrimci savaş’ diyen kavrayış, nüfusun %7’sinin köylerde yaşadığı ve coğrafi olarak kırın çok daraldığı günümüzde, mücadelenin kent merkezli/odaklı olacağını görmezden gelemez.    

-‘Seçim ve parlamento’ stratejisi ise genel tespitlerin (sınıfın ekonomik gücü, ideolojik hegemonya aygıtları üzerinde tekel, çok etkili tarihsel ve toplumsal nedenlerle emekçi kitlelerde oluşan derin bilinç yanılsamaları, hiçbir sınıf iktidarının seçim yoluyla barışçı bir şekilde devredilmemesi, silahlı devrimlerden sonra bile müesses nizamın bürokrasisi ve zor aygıtlarının iktidarı sorunsuz devretmemesi nedeniyle yaşanan iç savaşlar…) yanı sıra ülkemizdeki parlamenter yapının etkisizleşmesi nedeniyle de seçim ve parlamento ‘ana’ strateji olamaz.

-Bu durumda “Yaşanan devrimci tarih, bütün boyutları ile hepimize aittir. Tüm deneyimler ortak bir havuza akmıştır ve herkesin kullanımına açıktır. Hepsi bizimdir!” diyebilen,

-İktidar mücadelesinde devrimci/barışçı yöntemleri (sokak/seçim…) birlikte geçerli kabul eden,

-Paris Komünü, Sovyetler ve Direniş Komiteleri çizgisinden ilham alan; kent ve kır yoksullarının küçük-büyük, yerel-genel, yapısal-konjonktürel her sorununu ile ilgilenen; sorunların gerçek ve kalıcı çözümünün sosyalizm ile mümkün olduğunu anlatmaktan vazgeçmeyen; kent yoksullarının kitlesel, birleşik/eşgüdümlü mücadelesi ile iktidarı kerte kerte yerele taşıyan; düzenin kaçınılmaz tepkilerine karşı örgütleyeceği militan direnişin yaratacağı kadro devşirme olanaklarını değerlendiren; ikili iktidar ve sonrasında iktidar perspektifi ile hareket eden bir “meclisler (Sovyetler) devrimi” stratejisini kuran,

11- Örgüt ve meclis ilişkisinde;

-Meclislerin “Kişi, grup ve yapıların tümünün ortak bir masa etrafında, kendi sandalyesinde ve kendi dosyası ile oturduğu” bir yapı olarak kabul edilmesi; nedenleri tartışmaya açık olmakla birlikte (aynıların aynı, ayrıların ayrı yerde toplandığı) birlik projelerinin akamete uğradığının kabul edilmesi; herkesin yapabildiğini yaptığı bir sürecin içinde ‘birlik’  beklentisinin diri tutulması,

-Meclislerin solun bir arada durma kültürünü geliştiren (cephe); devrimci-demokrat kamuoyunun fikirlerini, bakış açısını, ihtiyaçlarını ilk ağızdan öğrenmeyi sağlayan (kongre/konferans); yüz çiçeğin açtığı, yüz fikrin yarıştığı tartışma ortamı (forum); yüz yüze ilişki (sosyal dayanışma); ‘kendi için’ bütünlüğünü koruyarak meclis bütünlüğünün parçası olabilen (demokratik merkeziyetçilik); parti, hareket, sendika, demokratik kitle örgütü, meslek kuruluşu, çevre ve platform, devrimci demokrat kişi ve grupların tümünü bir araya getiren (eylem birliği); bütün seçenekleri masaya koyabilen, hem bu, hem şu; bir bu, bir şu; önce bu, sonra şu; bu olmazsa şu; sen bunu yap, ben şunu yapayım ve sonuçları konsolide edelim gibi esnek yaklaşımlar (birleşik mücadele) geliştiren tarzda kavranması,

12- Meclislerin siyasi programı ‘üç ayak’ üzerinden belirlenebilir:

I- Sorunların tespiti: Yalnızca bu aşamaya yoğunlaşılması halinde; çok başarılı teşhis koyan ancak tedavi konusunda inandırıcı hiçbir şey söylemeyen doktorun hastasının hoca, imam, üfürükçü vb.’ye gitmesi gibi, sıradan insanlar “alternatif tıp” seçeneklerine, muhalifler de umutsuzluğa sevk edilmiş olur.

II- Kısa ve orta vadede, sistem içinde demokratik özgürlükler konusunda yapılması gerekenler: Yalnızca bu aşamaya yoğunlaşılması halinde; güncel ve yerel sorunların çözümü için yürütülen mücadele ile geçici çözümlere/reformlara ulaşılabilir. Ancak bir aşamadan sonra kendi içine çökerek sönümlenmeleri kaçınılmazdır. Yapılanların kalıcı ve kazanılmış hak değil de 'sadaka' olarak algılanması, sistemin yarattığı sorunlara palyatif/pansuman tedbirler uygulayarak kitlelerin muhalif tepkilerinin yumuşatılması sonucu doğabilir.

III- Nihai çözüm: Yalnızca bu aşamaya yoğunlaşılması halinde; pratik politik kazanımlarla desteklenmeyen mücadele umudun değil inadın mücadelesine dönüşür ve teori-pratik birlikteliği anlamındaki praksisin 'pratik' kısmı eksik kaldığı için kitlelerin başarı ihtimalini 'somut' olarak görmeleri ve algılamaları mümkün olmaz.

‘Üç ayak’ mantığını, ilk akla gelen ana başlıklar için örneklemeye çalıştığımızda (Bazıları güncelliğini yitirmiş olabilir);

*Demokrasi mücadelesi;

I. Cumhuriyetin kazanımları yok edildi, tek adam diktatörlüğü ve islami faşizm kuruldu,

II. Toplantı, gösteri, propaganda, basın özgürlükleri; insan, çevre, kadın, çocuk, hayvan hakları; parlamenter demokrasiye dönüş; siyasi partiler ve seçim kanunlarının değişmesi; seçim güvenliği; güçler ayrılığı vb. için kesintisiz ve sürekli toplumsal demokratik muhalefet,

III. Demokrasi kavramının son tahlilde sınıfsal bir içeriği olduğu, burjuva demokrasisinin bir avuç sömürücünün büyük emekçi çoğunluğu üstündeki hegemonyası olduğu ve ‘sosyalist demokrasinin’ büyük emekçi çoğunluğun bir avuç sömürücü üstündeki hegemonyası anlamında 'bin kat daha demokratik' olduğu konusunda 'farkındalık yaratmak',

*Ekonomi;

I. Açlık, yoksulluk, işsizlik, kriz, hayat pahalılığı, özelleştirme, üretimsizlik, finansallaşma, bütçe hakkının gaspı, tarım ve hayvancılığın krizi, gıda güvenliği vb.

II. Takas ekonomisi, kooperatifçilik, ev içi üretim, ikinci el pazarı, öğrencilere burs, iş arayanlar ile işçi arayanları buluşturan mecralar, acil ihtiyaç sahiplerine fon, toplumsal muhalefetin 'genel' ekonomik direnişlerine her boyutta önderlik, eşlik, katkı vb.

III. Yapısal krizin gerçek nedeni sömürü ve kapitalizmdir. Mülkiyet ilişkilerinin yeniden yapılandırılması ve üretim araçlarının özel mülkiyetine son verilmesi devrimin özüdür (Devletleştirme, kamulaştırma, toplumsallaştırma, özyönetimcilik, kooperatifçilik, kolhoz/solhoz uygulamaları, sosyalist piyasa modeli gibi çok değişik seçenekler tartışılabilir).

*Laiklik;

I. İslami faşizmden söz edilen koşullarda laiklikten söz edilemeyeceği açıktır.

II. ‘Laiklik’ adına geçmişte yapılan hataları açık yüreklilikle eleştirmek, ancak laikliğe ödünsüz şekilde sahip çıkmak gerekir.

III. Herkesin aynı inanca sahip olmadığı toplumlarda, bir arada yaşayabilmenin ‘olmazsa olmaz koşulu’ laikliktir ve dinlerin kamusal alanı düzenleme konusundaki etkilerinin sınırlandırılması için verilen dinamik bir mücadeledir. Sivil topluma bırakılan inanç sistemleri, insanlar ihtiyaç duyduğu sürece yaşayacaklar. İhtiyacı giderecek alternatif çözümler ikame etmeden insanların elindekini almak zulümdür. Sömürü düzeninin sürmesini savunanlar dışındaki her türlü inancın yaşanmasının güvencesi de laikliktir.

*Eğitim;

I. Zorunlu eğitimin tasfiyesi, imam hatipleştirme, eğitimin içeriğinin gericileştirilmesi, zorunlu din dersi, seçmeli dersler, okullaşma oranı, kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırılması, dolu sınıflar, sınav sistemi, üniversitelerdeki gerici kadrolaşma ve bilimin üniversitelerden kovulması, öğretmenlerin özlük hakları vb.

II. Bütün düzeylerde kamusal, eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilde eğitim; eğitim işkolunun tüm bileşenlerinin (yönetici, öğretmen, öğrenci, veli, hizmet işçileri) eğitim politikasının oluşturulmasında söz sahibi olması; veli örgütlenmesi, okul aile birliklerinde olmak, yerel ihtiyaçlara uygun olmayan okul türlerine ve imam hatipleşmeye karşı mücadele, pandemide yüzyüze eğitimin gerekleri,

III. Eğitimi “iş içinde eğitim/politeknik eğitim” ilkesine uygun olarak örgütlemek ve eğitim çağındaki hiçbir çocuğun eğitim süreci dışındaki işlerde çalışmasına izin vermemek,

Zorunlu eğitim kapsamında evrenin ve dünyanın oluşumu, canlının ve insanın evrimi, toplumların sosyoekonomik tarihi, insan/kadın/çocuk/hayvan hakları, çevre bilinci, çok kültürlü yaşam bilgisi, cinsiyet özgürlüğü ve eşitliği, nezaket/görgü/ahlak kuralları, zeka geliştirici oyunlar, spor, kolektif üretim yeteneği, sosyal sorumluluk ve inisiyatif sahibi olma, eleştiri/özeleştiri yapabilme, sanatsal ve estetik bakış açısını içselleştirme gibi “demokrat, laik, bilimi rehber kabul eden, barış ve kardeşlikten yana, paylaşımcı ve dayanışmacı” bireyler yetiştirmeye yönelik bir eğitim,

En genel anlamda kolektif bilince sahip, insanların ve bütün ulusların eşitliği ve kardeşliğine inanan, hayatı anlamanın ve sorunları çözmenin tek yol göstericisinin bilim olduğunu algılayan, her konuda yeteneklerini açığa çıkaran ve özgürce geliştiren, sınıfsız toplum idealini paylaşan bireyler yetiştirmek,

*Sağlık;

I. Katkı payları ve fark ödemeleri ile ücretli sağlık, sağlık çalışanlarına şiddet, hizmete erişim, tam gün, performans, aile hekimliği, şehir hastaneleri, güvenlik soruşturmaları, tıp fakültelerinin eğitim ve mali sorunları, pandemide krizi yönetememek,

II. Kent hastanelerini teşhir, koruyucu halk sağlığı talebi, tümüyle ücretsiz hizmet, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi ve özlük hakları mücadelesine destek,

III. Herkesin koruyucu ve tedavi edici kamusal sağlık hizmetlerinden gereksinimleri ölçüsünde, verimli, parasız, yerinde ve gerektiğinde gezici sağlık hakkının eksiksiz uygulanması,

*Kadın;

I. Kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet; istihdam, eğitim, yönetim, sosyal güvenlik alanlarından dışlanma; ev içi emeğin görülmemesi; toplumsal cinsiyet rolleri; çocuk evlilikleri; ayrımcılık, mobbing,

II. Kadına yönelik cinsiyetçi bakış açısını sonlandırmak, ev işleri ve çocuk bakımı konusunda kadına bağımlı sistemi değiştirmek; yemek, temizlik, çocuk ve yaşlı bakımı gibi işlerin kolektifleştirilmesi veya sürekli hizmet veren yemekhane, çamaşırhane, kreş gibi merkezlerin oluşturulması,

III. Toplumsal cinsiyet çelişkilerinin sınıf çelişkilerine indirgenemeyeceğinin farkında olarak, kadınların bedenleri ve yaşamları üzerindeki her tür denetime son veren, sadece kendilerinin söz hakkı olduğu kabul eden, ‘farklılıkların eşitliği’ ilkesi temelinde toplumsal yaşamın her düzeyinde eşitlik (gerektiğinde kota ve pozitif ayrımcılık),

*Çevre;

I. Hızla artan nüfus, plansız sanayileşme, sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, savaşlar, tarım ilaçları, her alanda artan kimyasal madde kullanımı gezegendeki yaşamı tehdit eden bir boyuta ulaştı,

II. HES’ler, madenler ve her türlü yatırım için çevresel etki değerlendirmesinin bilimsel ve doğa dostu bir mantıkla yapılması; nükleere hayır; hat yenileme, kayıp-kaçak oranını azaltılma; verimlilik ve tasarrufu artıran, atıkların geri dönüşüm oranını yükselten yöntemlerin geliştirilmesi,

III. Kontrolsüz büyüme ve kalkınma mantığından uzaklaşan; lüks tüketimi engelleyen; dönüşümlü sistemlere ağırlık veren, yerel ve yenilenebilir kaynaklara yönelen; rüzgar, güneş, dalga, jeotermal, biokütle enerjisine öncelik veren bir enerji politikası,

*Kent ve konut;

I. Rant ve beton ekonomisi; cezasızlık ve af; kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma; toplu konut idaresinin lüks konutları; satılamayan konutlar; nitelikli, güvenlikli ve dayanıklı konut ihtiyacı,

II. Mevcut ‘kent durumunun’ tespiti; korunması gereken tarihsel doku ve miras, doğal afet riskleri, kullanılır durumdaki altyapı ve ulaşım olanakları, ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel ve jeolojik verilerle birlikte demokratik bölgesel ve kentsel kalkınma planları oluşturulması; herkesin yeterli büyüklükte, yangına ve doğal afetlere dayanıklı, güvenli, engellilerin kullanımına uygun, ısı yalıtımlı, kullanılabilir temiz su, elektrik, telefon, internet bağlantıları vb. niteliklere sahip ‘insan onuruna yaraşır’  bir konutta yaşama hakkı,

III. Sosyalist sistemde tüm toprakların kamu mülkiyetine geçmesi, merkezi planlama ile kaynakların rasyonel kullanımı; kar, spekülasyon ve lüks konut baskısı olmaksızın üretim yapma olanağı gibi nedenlerle ‘nitelikli’ konut ihtiyacının yeterince karşılanacağı açıktır.

Kentsel yaşamın yeniden düzenlenmesi, kent arazilerinin kullanımı ve kent planlaması ile ilgili karar süreçlerinde katılımcı demokratik planlama ile sağlıklı kentlerin (yeniden) inşası mümkündür.

*Kültür ve sanat;

I. ‘Kültür konusunda hedeflediğimiz noktaya ulaşamadık’ dense de çölleşme artıyor; okumuş insana nefret pompalanıyor; yandaş medyada seviyesiz diziler; yandaş röportajları ile ‘tuzağa’ düşmeye teşne sanatçılar; kurul üyelikleri; kültür ürünlerinin pahalı olması vb.

II. Sanat/spor kulüp ve atölyeleri, tiyatro/sinema/müzik/kitap okuma grupları, destekleyici/alternatif kurs ve eğitim programları; emeği, barışı, demokrasiyi, laikliği, çağdaş yaşamı ilgilendiren her konuda fikir üretimi, üretilen fikirlerin meclisler arasında dolaşımı ve tartışılması; alternatif medya, duvar ya da elden dağıtılan bülten, gazete vb.

III. Sanatın metalaşma tehlikesine karşı toplumsal fonlar; sanatçı ve kültür emekçilerinin üretim, eğitim, yayın, sergileme araç ve ortamlarına ulaşmaları; medyanın özgür olması; ‘sömürme ve suç işleme’ özgürlüğü dışında söyleyecek sözü olan herkesin mutlaka uygun bir mecrayı, uygun zamanda ve süreyle kullanabilmesi ve sansürsüz, ön incelemesiz, onaysız şekilde derdini anlatması, göstermesi, oynatması,

Bu blogdaki popüler yayınlar

1. MEKTUP ('HER ŞEY' HAKKINDA)

Gezi Direnişi sırasında 13 yaşında olan Elif'in 'her şey' hakkında merakını gidermek ama 'her şey' hakkında gerçekten merak yaratmak amacıyla yazıldı...  

16. MEKTUP (GERÇEK ALİ)

    Din ve inanç konusuna genel bir bakışı netleştirmek için yazıldı...