Çok konuda (112 sözcük) az ve öz bilgi aktarmak için yazıldı...
CANIMIN
İÇİ KIZIMCIM (6)
Aramızdaki “bilgi aktarımı” sürecinde sabit bir yöntem ya da müfredat belirlemek çok zor. Daha önceki mektuplar ve kitabımsı (Çilingir) ile sınırlı sayıda konuyu ‘görece’ derinlemesine irdeleyebilmiştik.
Derdimizi her formda anlatabilmek
konusunda; Çilingir’deki şiir denemelerinin hoşuma gittiğini itiraf etmeliyim.
BirGün’de yazan şair Haydar Ergülen’in her hafta değişik konunun “alfabesini” oluşturması, her bir harf ile başlayan birer dize yazması hem çok pratik hem de çok eğlenceli göründü.
Ben de ayrı ayrı her harf ile başlayan dörtlükler yazmayı başarabilir
miyim diye merak ettim. Böylece çok konuda az da olsa söz söyleyebilirdim.
İşte, “4x4” alfabede yer alan her harfle (doğal olarak ‘ğ’ hariç)
başlayan sözcükler için yazılmış dörtlüklerden oluşuyor.
Öncelikle aklıma ilk gelen ve
hakkında “söz” söylemeye değer sözcükleri seçtim. Bu yöntemle kotayı
tamamlayamadım. Sonrasında ise sayıyı tamamlamak için “mecburiyetten” seçtiğim
sözcükleri kullandım.
Halk edebiyatında kullanılan nazım
türlerini andıran bir formda; düz kafiye (aabb), çapraz kafiye (abab) ve mani
kafiyesi (aaba) kullanarak, olabildiğince hece ölçüsü içinde kalarak yazmaya
çalıştım.
Kitabımsının adı asla ve kat’a “dört
dörtlük” anlamını çağrıştırmak için seçilmedi! Birincisi, isim bulmak çok zor;
ikincisi, “her türlü arazi şartlarında giden” anlamında dört çeker anıştırması
olabilir; ancak, esas olarak her harften dört adet dörtlük olduğunu belirtmek
için kullanıldı.
Hayatının şiir gibi olması dileğiyle… (Ağustos 2016)
A
ADA
Olmayan ülkenin sırlı memleketi
Surları sudan duvarsız vatandır
Mavi abluka ile özgür her yeri
Bu yüzden devrimciler adalıdır
ALLAH
Madem biz O’yuz O biz ve tüm evren
Yok O’nun dışında bir şey O’na rağmen
Derdimiz ne o zaman kendi kendimizle
İyilik yetmez mi her şeye ve birbirimize
ARKADAŞ
Kanla bağlanmayan seçilmiş kardeş
Neşede kederde elde olanda paydaş
Engebede sarpta dolambaçta yoldaş
Emekle özenle güvenle var arkadaş
AŞK
Cennet nurunun ana kucağı
Cehennem ateşinin sarı sıcağı
Aşk arafta yakarak aydınlatır
Unutturur insana yurdu ocağı
B
BAHAR
Kar yağdı diye unutur mu çiçek baharı
Doğa unutsa da tohum çimlenir tarihten
Yeter ki donmasın sol memenin altı
Tomurcuklanır hayat yine yeni yeniden
BARIŞ
Sessizliktir her daim duyulur kılan sözü
Barış ise damarda akan kanın nabız sesi
Savaş zalimlerin ölümcül kanlı gürültüsü
Sessizdir kızıl kanın toprakta süzülüşü
BARİKAT
Karşıtların birliğindeki çelişki ise hayat
Tez ile antitezi belirleyen çizgidir barikat
Sırat köprüsü geçmiş ile devrim arasında
Doğru kurulursa yeniden kurulur dünya
BİLGİ
Neden nasıl diye atarak kuyuya taşları
İlk atamız başlattı sonsuz derin merakı
Sorular cehaletin karasına sürtünüp yandı
Kayan yıldız gibi deldiler karanlığı
C
CAN
Atan kalp akan kan titrek nabız
Vuran el iten kol kokan bok mu
Seven kalp sıcak ten beyni kabız
Tutan el saran kol karnı tok mu
CEHALET
Gözsüz mağara balığının kara huzuru
Işıksız suyun derin ıslağında çürümek
Görüp bilmek bulandırır durgun suyu
Çelişkinin huzursuzluğu yaşam demek
CENNET
Burada yemez içmez sevmezsen
Orada senindir yemiş kevser huri
Madem hepsi cennetlik bunların
Burayı cennet yapmanın yolu belli
CESARET
Güneş
yanıp dünya döndükçe akacak zaman
Korkutacak
seni öncenin sonranın belirsizliği
Madem
evvelinden ahirinden önemlisi hemen
Kaldıracaksın
başını görmek için her şeyi
Ç
ÇEKİÇ
Orak ile aşkı dillere destan
Elinde çekiçle gezen tanrı var
Sapını kavrayan olur mestan
Bozuk düzenin çivisini çakar
ÇIRAK
Bildiğini öğretmeyen erdemsiz
Öğretileni öğrenmeyen yetersiz
Bilmediğini bilen öğrencidir
Öğrendiğini öğretmeyen densiz
ÇİÇEK
Doğuran anayı kutlar kutsar
Giden mevtayı yollar anar
Baharı yazı donatır kokutur
Kara kışı da yediverir ısıtır
ÇOCUK
Kendi geçmişin insanlığın geleceği
Seni gösteren ayna çocuğun gözbebeği
Sev ki kundakta kucakla kendini sımsıkı
Çocuğu sevmeyenin payı çöl yalnızlığı
D
DAĞ
Yüksekten bakan tanrıların mekanı
Padişah fermanının temyiz makamı
Ateşle ısınan açık alınlar yıldızlanır
Getirirler serin ışıklı canım sabahı
DAYANIŞMA
Özgürlükle saf tutunca umut olur
Haziranda boy verince isyan
Yoldaşla gidilir yoksa yol durur
Yaslandığı tarafa devrilir insan
DENİZ
Hangi renk aklında denizi duyunca
Yiğit parka yeşili mi tuzlu mavi mi
Parkadan göğe yükselen ipin ucunda
Denizin mavisi salınır uçurtma gibi
DEVRİM
Ondört milyar yıllık yolun sonunda
Evrim halayının başına de geçecek
Yazıda sona gelen dahi ayrı ama
Eylemde başa gelen de birleştirecek
E
EMEK
Tanrılar yaratıyorsa tanrımız
Üreten yönetiyorsa baş tacımız
Doyuran hak ediyorsa hak sahibi
Doğuran seviliyorsa hep sevgili
EMPERYALİZM
Kağıt taş makas mı yoksa kaplan
Oyunu doğru oynarsan kazanırsın
Kağıtsa makas kaplansa kapan
Ejderha olsa kanadını koparırsın
ERK
Kendi kararlarını kendileri verenler
Efendisiz kulsuz dünya kurarsa eğer
Kuyruğunu yiyen yılan gibi tükenir
Biatla itaatla beslemezsek her sefer
EŞİTLİK
Bir piramit yapsaydık sözcüklerden
Zirveye koymak gerekirdi eşitliği
Ama o yıkardı piramidi temelinden
Bütün sözcükleri yan yana getirirdi
F
FAKİR
Fukarasın ihtiyaçlarına ulaşamıyorsan
Hırsızsın onlar vermeden sen alıyorsan
Haksızsın üstelik şikayet de ediyorsan
Sahip olman gereken tek şey isyan
FAŞİZM
İnsanın içinde kavgalı ak ile kara
Karayı besleyen yanımız kanlı yara
Karanlığın gölgesinde büyüyen itin
Dişlerini dökmezsek düşeriz dara
FELSEFE
Fırtınalı varoluş denizinde yol almaya
Dayanıklı gemi ancak bilimle yapılır
Ama yolu gösteren felsefe feneri yoksa
Zifiri karanlık denizde kayalara çarpılır
FUTBOL
Belki seyretmek daha hoş yapmaktan
Bazen dinlemek daha güzel çalmaktan
Her şeyi yaparak yaşamak yorar insanı
Seyretmeli sıkça her insanca yapılanı
G
GENÇLİK
Sınıfı yoksa da safı olmalı
Gençlik gelecektir gelmeli
Kendiyle büyüyecek olanı
Güneşin sofrasına sermeli
GERÇEK
Ya çok yüzü var ya yüzsüz
Ama göz bakmalı pürüzsüz
Tümünü görmek imkansız
Çözemezsin özünü sınıfsız
GERİLLA
Tanrıların kutsal ateşini dağlardan
Prometeus indirdi ciğeri pahasına
Sönmeye yüz tutan insanlık ateşini
Dağlarda yeniden harlıyor gerilla
GÜNEŞ
Uzaksan donmuşsun yakınsan yanmış
Hayat dengeyi bulana armağanmış
Parlağına sıcağına niceleri kurban
Fethi için yola çıkanlar hep insanmış
H
HALK
Neylerse güzel eylemez
Nasıl bulursa onu eyler
Söylersin sözü dinlemez
Yaparsan kendinin beller
HAYAL
Kurulunca güne uyandıran saat gibi
Kurdukça uyanıp düşlere alırsın soluk
Kapatma aydınlığa ışıklı gözlerini
Gerçekleşen hayallerdir mutluluk
HAYAT
Madem düştük yola yürümeli zamanda
Ya o seni yaşatır ya sen yaşarsın onu
Senaryonun ayrıntılarını yazamasan da
Hissetmelisin senin filmin olduğunu
HAZİRAN
Ölmenin
zor olduğu zamanlar
O halde
yeniden doğmak gerek
Ölmemek
için ölü gibiydi insanlar
Şimdi yaşamalı hayatı severek
I
IHLAMUR
Yaprakları yürek gibi diye mi
Gölgesine aşk yakışır her dem
Baş döndüren kokusu dilber mi
Güle bülbüle yakışır bu alem
IRGAT
Avcı toplayıcı değilsen mecbursun
Biri ekecek biri biçecek ki doyasın
Yurdun efendisi diye şişirme ama
Efendi gibi yaşat üstünde toprağın
IRK
Markasız modelsiz yapamayanlara
Neden yetmez iyi kötü doğru yanlış
Öyle böyle yaftalamışlar insanı da
İnsanlıktan nasipsizlere ırk kalmış
IŞIK
Olmanın tadı kaçar görünmezsek
Demek ki varlığın anlamıdır ışık
Parlamazsa göz bakmaya ne gerek
Görmezse yaşadı sayılır mı aşık
İ
İÇKİ
İçine ayna tutar her bir gördüğün sensin
Yanlış dediğin de senin istersen silersin
İnsan olan eşeğin yükünü bile ölçerken
İşin ehliysen sarnıcının boyunu bilirsin
İDAM
Canlıların canını alarak canları koruyan
Ölümlülere öldürerek öldürme denir mi
Öldürenleri öldürerek ölümü cezalandıran
Törenle öldürenler mi daha vahşi ölen mi
İNSAN
Eşref-i mahluk diyenlere sormalı
Yaratık diye anılmak neden şerefli
İnsan tüm canlıların dostu olmalı
Dünyada onurla yaşamak en güzeli
İŞÇİ
Yumruğu yıldız gözü güneş kaşı başak
Çekiçlenmiş yürekleri çelikleşmiş çark
Afişlik kaslı kollarda değil asıl marifet
Üretenin haklı gururu emeğiyle yaşamak
J
JANDARMA
Bizi doğrayan baltanın sapı bizden
Emir kulunun kulluğu da o yüzden
Kulu olmayan dünya ise kurtuluş
Hedef kul değil kulu yaratan düzen
JEOPOLİTİK
İnsanın boyu posu ile kaşı gözü gibi
Yerin yurdun façası da oranın kısmeti
Güzelliğe içkin hem ece hem cariye
Güzeli cariye yapmak kötünün niyeti
JİN (KADIN)
Işık doğudan yükselir karartır gölgesi
Kadına ayrılır gölgenin en karanlık yanı
Kapı duvar çatı kafes içine hapsolan ışık
Can kırıklarıyla yırtar karanlık çarşafı
JÖN
Gözü
gönüle bağlanmayanların yari
Göz
alıcı organik yunan heykeli
Hep
seyredeceksen doğru yerdesin
Ama
yeter mi insan olmanın katı hali
K
KAHRAMAN
Küçük insanların basit hayatlarını yaşaması
Büyük savaşlar veren kahramanlara kaldıysa
Doğru mu yalnız bir tarafın minnet duyması
Korunacak sadelik olmadan kahraman yoksa
KIZIL
Toprakta ölüm damarda dirim kan dersen
Yalnızken dert düğünde mest şarap içersen
Ama bayrağın rengiyse önünde barikatın
Mutlak geçecektir altından zafer taklarının
KOZMOS
Sonsuz evrene sığmayan küçücük dünya
İnsanlığa büyük gelen zavallı egolarımız
Sonsuzluğu tahayyül edemeyen küt kafa
Bildiğin sözcükler kadardır rüyalarımız
KURTULUŞ
Gideceği yeri bilmeyen vardığını bilir mi
Ufuğa gidenin derdi varmak mı gitmek mi
Dağı aşmanın sevinci ancak vadide yaşanır
Ama her
vadi iki dağın gölgesinde değil mi
L
LAİKLİK
Herkesin paylaşmadığı bir inanç
Herkesi her yerde hep yönetemez
Hilal davut yıldızı güneş buda haç
Hep değişenleri sabitler bilemez
LENİN
İnadına devrim diyenlerin ilhamı
Hınzır keçi sakalı mıdır bilinmez
Ama devrim yapmanın yolu yordamı
O’nun mezurası olmadan ölçülmez
LİBOŞ
Taşları bağlı köyde köpeğin özgürlüğü
Boş kabuk fos fikir konfor düşkünlüğü
Hep güçlüyü gösteren pusulanın ibresi
Döveni belli kavgada tarafsızlık zilleti
LİSAN
Başkasının dilini öğrenirsin
Ama rüyandaki dili bilirsin
Dil kendini anlatmak içindir
Anadilsiz kendini yitirirsin
M
MAHİRLER
Adıyla müsemma derler ya eskiler
Devrim için savaşmanın ustalarıydı
O büyük günün şafağında geldiler
Devrimin yolu solu hep anılarıydı
MİZAH
Mizahın diliyle telaffuz edilemeyenin
Sevinçle erinçle neşeyle olur mu işi
Neye yarar senin görkemli devrimin
Görünmeyecekse garibin otuz iki dişi
MÜCADELE
Otun bile rüzgara direndiği dünyada
Yaşamak direnmektir diyenler haklı
Ot eğik ağaç dik orman kazanıyorsa
Ağaç gibi dik orman gibi çok olmalı
MÜZİK
Gönülden gönüle yolun taşıdır müzik
Sözcüklerden önce duyguları taşır ilk
Tüm alem kendince seslenirken evrene
Kimine kulak kapamak büyük eksiklik
N
NASIR
Emekçinin teninde kayıtlı puantaj
Bazen sızılı bazen hissiz mühür
Pamuk ele değil tutan ele avantaj
Ama yersiz yerdeyse hayat zehir
NAZIM
Adı da hayatı da şiir olanın sesi
Aşkın kavganın tutkulu hikayesi
Harflerle hecelerin görkemli dansı
Memleketin en insan manzarası
NAZİ
Küçük adam dinleseydi aklın sesini
Görür müydü insan bu kadar dibini
Ezenin içi eziktir üzenin ruhu kurur
Büyük insanlık için kurmalı düzeni
NİKAH
Aşksız sevgisiz imza kar etmez
İki birden tek bir türetmediysen
Şahit cüppe defter sevdaya yetmez
Mühürle yüreğini dağlamadıysan
O
OLİGARŞİ
Hep güzel değil iki elin sesi
İşbirliği bazen sehem demek
Kötülerin ittifakıdır oligarşi
Kimler birlikte bilmek gerek
OMUZ
Omzuna
omuz değmeyenin
Yumruğu
yıldıza kalkamaz
Barikatta
parlamayan göz
Güneşin
fethine bakamaz
OTOMOBİL
Yolda gitmek için yapılmış ama
Tepeden bakmanın aracı gibi
Palet taret takarlarsa hiç şaşma
Yayayla doğayla savaşta sanki
OY
Eşitsiz
yardım zenginin parası
Barajda
kaldın reklamın cilası
Dövüleceğin sopayı seçme hakkı
Hür iradenle al parayı bul karayı
Ö
ÖLÜM
Diyelim o varken sen yoksan
Ne haldedir ki geride kalan
Gitmedi mi kalanın bir parçası
Götürmedi mi senden de giden
ÖNCÜ
Senin yerine değil senden önce
Sana rağmen değil hep seninle
Korkunla büyüttüğüne karşı duran
Arkasında durduğun için önünde
ÖYKÜ
Gerçekten olması gerekmez
Olabilir ki diyebilmeli insan
Yalnızca anlamak da yetmez
Ta içinde hissetmeli okuyan
ÖZGÜRLÜK
Söyleneni yapmak kolay söylemek zor
Bilen karar verir ama cehalet zorda kor
Özgürlük bilerek karar verenin hali
Cahille çokbilmişle ne seni ne beni yor
P
PADİŞAH
Yazgılıdır bir aile bütün ulusu yönetmeye
Yalanını benimsetmek değilse herkese
Tüm zamanların en büyük dolandırıcılığı
Başka ne olabilir bu fırıldak gezegende
PANKART
Bir şiirle hayatı anlatan usta
Yeri gelir özenir bir pankarta
Özne yüklem imla gerekmez
Kitlenin kalbi gibi atar ortada
PARA
Kağıtla uçurtma yaparsın gökler şenlenir
Gemi yaparsın dalgasında düşler sallanır
Bütün hayallerin resmi denilen parayla
Hayat renksiz ruhsuz rakamlara bulanır
PARTİ
Adın kartal diye uçman gerekmez
Eğer Boğaç gibi hak etmediysen
Hayat adını koyar tabela yetmez
Hızır gibi dardakine yetmediysen
R
RAKI
Su
dökünce aklanır gibi
Bir
düzeni yıkar bir ruhu
Buğulu
camın ardındaki
Her dem
bize can suyu
RAKS
Zaten
evren bitimsiz raksta
Sen
dursan da durmuyorsun
Kah
semah döner kah sema
Sen de
dans et ki uyum olsun
RAMAZAN
Yoksulların
halini anlamak için
Oruç
tutup aç kalıyorsa zengin
Zenginin
halini de yoksul anlasın
Karnı
tok hayat hep bayram olsun
RUH
Beyinsiz düşünceyi düşünmek kadar
Beyinsizce düşüncedir maddesiz ruh
Bitkide yok hayvanda şuursuzu var
Yirmi bir gramlık nefes ne işe yarar
S
SABAH
Kuyusunun dibinden güneşi gören
Tanrı yapar O’na tapar haklı olarak
Işık gelin teli yaşam denen düğünün
Gecenin en güzel yanı sabahı görmek
SABIR
Henüz gelişimini tamamlamadan doğan
Kendine yetecek hale yıllar içinde gelen
Bil ki pişmeyen çiğdir usta çırağı yener
Sabırla biriktiren değişimle murada erer
SEVGİ
Perinin tozu meleğin kanadı azizin halesi
İnsanı hep sıcacık gülümseten bir tanesi
Sevgi yoksa boşluğu doldurur kin nefret
Reva mıdır insanın böyle ömür sürmesi
SÖZ
Önce söz mü vardı her şeyi olduran
Kaç kere söylersen gerçek olur yalan
Olmayanın sözü nasıl anlaşılır olur
Dinleyenin gözünde biçim almadan
Ş
ŞAFAK
Hep bakarsan kamaşır gözün
Gününü görürsün biter sözün
Gelen günün öncüsüdür şafak
Aydınlanır ışığa dönükse yüzün
ŞAH
Devrilince oyunu biter siyahla beyazın
En arkada olsa da en kıymetlisi takımın
Herkes O’nu korurken kibirli bir put
Bir başına işi zor adım adım kaçanın
ŞAMAN
Yukarıya bakmayın tanrı bende
Ben istersem şifa olur bedende
Dansım düzenler hayatın ritmini
Kar yağar güneş açar sayemde
ŞİİR
Şiiri anlatan şiire denir mi narsist
Övse megaloman yerse mazoşist
Kişiyi kendinden dinlemek yersizse
Başkası desin ki şiir olmasın egoist
T
TAÇ
Taç giyen baş akıllanır derler
Önceki bönlüğü ikrar ederler
Taçlı başın kıçına taht lazım
Tahtta oturanı ilah bellerler
TAVLA
Tanrı zar atmazsa da insan atmalı
Karşıda biri varsa Kabe tamamdır
Yüz yüze iki kişinin rızayla yaptığı
İnsanlık dininin has ibadeti sayılır
TUTKU
İnsanı doğayı hayatı seversin
Tutku da varsa sevgilin olur
İkisi birlikteyse sen aşıksın
Daha iyisi gözün doysundur
TÜRKÜ
Boz toprağın yürekten gelen yanık sesi
Lekesiz sevincin saydam kederin özü
Gözyaşıyla sulanan çiçeğin pastel rengi
Doğanın ölenin düğünün derneğin sözü
U
UFUK
Bilir uzağı gören keskin gözler
Yoluna kurban olayım diyenler
Kucağı gölgesi hiç yoktur ufkun
Uzaktan sevmeyi bilenler sever
ULUS
Zamanda yerde karışıp durmuş insan
Sonra durulmuş sular durmuş zaman
Birikip de çökenlere ulus demişler
Adları değişse de aynı sudur nehirler
UMUT
Öznesiz umut tanrısız dua gibidir
Sadece bekleyen geleceği bilemez
Çaba sebep umut sonuçsa haklıdır
Ekmeden biçen gün yüzü göremez
UYGAR
Çiğden pişmişe inden eve yazı boya
Uzun bir yolculuk idden süper egoya
Her görünene bakmayacaksın ama
Beğendiğini de göstereceksin daima
Ü
ÜLKE
Derler ki üzerinde devlet olmadan
Doğup doyduğun yer ülke değildir
Ana gibi yar dediğin diyardır vatan
Devlet kiminse memleket onundur
ÜLKÜ
Asıl bize yakışır denmişti bu söz
Davası olanın yüreğindedir köz
Canlı ete ruh kazandırır varlığı
Şavkıyarak bakar dünyaya göz
ÜTOPYA
Olmayan yere gitmek isteyen deli mi
Yol yoksa yol açan adam değil mi
En güzel yere henüz gidilmemişse
Nedir bu yolda yolcu olmanın bedeli
ÜZÜM
Kırklar bile bölüşememişler tanesini
Sıkmışlar da üleştirmişler suyunu
Paylaşılır olması mı şarapla dertleri
Yemiş akınca değiştirir mi huyunu
V
VAHİY
İçimden geldi söyledim dersin
İçine nereden geldi bilemezsin
Ama gelenlerin hepsi bilindikse
Senden gayrı kaynağı neylersin
VARSIL
Yoksullar olduğu için varsın varsıl
Sendekiler çok diye bunca yoksul
Alınca birikmiş hakkını kısa çöp
Anlarsın tokla peke fazla pullu çul
VASİYET
Adını bile kendi koymalı insan
Hazır hayat yaşanmış sayılır mı
Deneyim
olgunluk onur güven
Mal mülk
gibi mirasla alınır mı
VEFA
Yetmiş yetişmiş semti lisesi bozası
Zat’ın önünde isimdir rakı ustası
Sözünde dur sebatla borcunu öde
İyiliğin kadrini bil daima sevgiyle
Y
YAĞMUR
Gidenin dönmesidir yağmur
Anısıdır göle dökülen nehrin
Islak saçlar suyu tutan çamur
Damlalar öyküsüdür bu şehrin
YAS
Gidenin selamı üzerine olsun
Bir selam nereye kadar taşınır
Geldiği yere götürmeyeceksen
Vaktinde veda ile takas yakışır
YEREL
Herkes evinin önünü süpürse sokak temiz
Komşu sokağa attığın çöpten yanar geniz
Neye yarar kokan mahallede temiz sokak
Şehrinin sokağının evinin de kaderi ortak
YEŞİL
Tabiat ananın saçlarının rengi
Salınmış kahverengi boynuna
Can suyu kara topraktan imbikli
Dalgalanır ıslak mavi omzunda
Z
ZAMAN
Aynı nehirde iki kez yıkatmayan
Akan su değil gürüldeyen zaman
Sap keser döner zaman dönmez
Herşeyi geleceğe çeker durmadan
ZEKA
Sözeli sayısalı sosyali duygusalı
İyisi hemen uygun çözüm bulanı
İlerisi gerisi normali çok uçanı
En değerlisi yolu yoksa yol açanı
ZEYTİN
Tufandan sonra güvercinin ağzında
Efsanevi ölümsüz ağaç değil boşuna
Kurtuluşun müjdesi barışın simgesi
Sağlığın ve bolluğun kutsal tanesi
ZİNCİR
Esaretin nişanesi tene değen halkalar
Kara demirse açık da ya parlak taşlar
Paslısını parlağını kırar kararlı eller
Yeter ki kopmasın gönüle bağlı teller
**********