Ana içeriğe atla

6. MEKTUP (112 SÖZCÜĞE DÖRTLÜK)


Çok konuda (112 sözcük) az ve öz bilgi aktarmak için yazıldı... 

CANIMIN İÇİ KIZIMCIM (6)

            Aramızdaki “bilgi aktarımı” sürecinde sabit bir yöntem ya da müfredat belirlemek çok zor. Daha önceki mektuplar ve kitabımsı (Çilingir) ile sınırlı sayıda konuyu ‘görece’ derinlemesine irdeleyebilmiştik.

            Derdimizi her formda anlatabilmek konusunda; Çilingir’deki şiir denemelerinin hoşuma gittiğini itiraf etmeliyim.

BirGün’de yazan şair Haydar Ergülen’in her hafta değişik konunun “alfabesini” oluşturması, her bir harf ile başlayan birer dize yazması hem çok pratik hem de çok eğlenceli göründü.

Ben de ayrı ayrı her harf ile başlayan dörtlükler yazmayı başarabilir miyim diye merak ettim. Böylece çok konuda az da olsa söz söyleyebilirdim.

İşte, “4x4” alfabede yer alan her harfle (doğal olarak ‘ğ’ hariç) başlayan sözcükler için yazılmış dörtlüklerden oluşuyor.

            Öncelikle aklıma ilk gelen ve hakkında “söz” söylemeye değer sözcükleri seçtim. Bu yöntemle kotayı tamamlayamadım. Sonrasında ise sayıyı tamamlamak için “mecburiyetten” seçtiğim sözcükleri kullandım.

            Halk edebiyatında kullanılan nazım türlerini andıran bir formda; düz kafiye (aabb), çapraz kafiye (abab) ve mani kafiyesi (aaba) kullanarak, olabildiğince hece ölçüsü içinde kalarak yazmaya çalıştım.

            Kitabımsının adı asla ve kat’a “dört dörtlük” anlamını çağrıştırmak için seçilmedi! Birincisi, isim bulmak çok zor; ikincisi, “her türlü arazi şartlarında giden” anlamında dört çeker anıştırması olabilir; ancak, esas olarak her harften dört adet dörtlük olduğunu belirtmek için kullanıldı.

            Hayatının şiir gibi olması dileğiyle… (Ağustos 2016)


A

ADA

Olmayan ülkenin sırlı memleketi

Surları sudan duvarsız vatandır

Mavi abluka ile özgür her yeri

Bu yüzden devrimciler adalıdır


ALLAH

Madem biz O’yuz O biz ve tüm evren

Yok O’nun dışında bir şey O’na rağmen

Derdimiz ne o zaman kendi kendimizle

İyilik yetmez mi her şeye ve birbirimize


ARKADAŞ

Kanla bağlanmayan seçilmiş kardeş

Neşede kederde elde olanda paydaş

Engebede sarpta dolambaçta yoldaş

Emekle özenle güvenle var arkadaş


AŞK   

Cennet nurunun ana kucağı

Cehennem ateşinin sarı sıcağı

Aşk arafta yakarak aydınlatır

Unutturur insana yurdu ocağı


B


BAHAR

Kar yağdı diye unutur mu çiçek baharı

Doğa unutsa da tohum çimlenir tarihten

Yeter ki donmasın sol memenin altı

Tomurcuklanır hayat yine yeni yeniden


BARIŞ

Sessizliktir her daim duyulur kılan sözü

Barış ise damarda akan kanın nabız sesi

Savaş zalimlerin ölümcül kanlı gürültüsü

Sessizdir kızıl kanın toprakta süzülüşü


BARİKAT

Karşıtların birliğindeki çelişki ise hayat

Tez ile antitezi belirleyen çizgidir barikat

Sırat köprüsü geçmiş ile devrim arasında

Doğru kurulursa yeniden kurulur dünya


BİLGİ

Neden nasıl diye atarak kuyuya taşları

İlk atamız başlattı sonsuz derin merakı

Sorular cehaletin karasına sürtünüp yandı

Kayan yıldız gibi deldiler karanlığı


C


CAN

Atan kalp akan kan titrek nabız

Vuran el iten kol kokan bok mu

Seven kalp sıcak ten beyni kabız 

Tutan el saran kol karnı tok mu


CEHALET

Gözsüz mağara balığının kara huzuru

Işıksız suyun derin ıslağında çürümek

Görüp bilmek bulandırır durgun suyu

Çelişkinin huzursuzluğu yaşam demek


CENNET

Burada yemez içmez sevmezsen

Orada senindir yemiş kevser huri

Madem hepsi cennetlik bunların

Burayı cennet yapmanın yolu belli


CESARET

Güneş yanıp dünya döndükçe akacak zaman

Korkutacak seni öncenin sonranın belirsizliği

Madem evvelinden ahirinden önemlisi hemen

Kaldıracaksın başını görmek için her şeyi

Ç


ÇEKİÇ

Orak ile aşkı dillere destan

Elinde çekiçle gezen tanrı var

Sapını kavrayan olur mestan

Bozuk düzenin çivisini çakar

 

ÇIRAK

Bildiğini öğretmeyen erdemsiz

Öğretileni öğrenmeyen yetersiz

Bilmediğini bilen öğrencidir

Öğrendiğini öğretmeyen densiz


ÇİÇEK

Doğuran anayı kutlar kutsar

Giden mevtayı yollar anar

Baharı yazı donatır kokutur

Kara kışı da yediverir ısıtır


ÇOCUK

Kendi geçmişin insanlığın geleceği

Seni gösteren ayna çocuğun gözbebeği

Sev ki kundakta kucakla kendini sımsıkı

Çocuğu sevmeyenin payı çöl yalnızlığı


D

DAĞ

Yüksekten bakan tanrıların mekanı

Padişah fermanının temyiz makamı

Ateşle ısınan açık alınlar yıldızlanır

Getirirler serin ışıklı canım sabahı


DAYANIŞMA

Özgürlükle saf tutunca umut olur

Haziranda boy verince isyan

Yoldaşla gidilir yoksa yol durur

Yaslandığı tarafa devrilir insan


DENİZ

Hangi renk aklında denizi duyunca

Yiğit parka yeşili mi tuzlu mavi mi

Parkadan göğe yükselen ipin ucunda

Denizin mavisi salınır uçurtma gibi


DEVRİM

Ondört milyar yıllık yolun sonunda

Evrim halayının başına de geçecek

Yazıda sona gelen dahi ayrı ama

Eylemde başa gelen de birleştirecek


E


EMEK

Tanrılar yaratıyorsa tanrımız

Üreten yönetiyorsa baş tacımız

Doyuran hak ediyorsa hak sahibi

Doğuran seviliyorsa hep sevgili


EMPERYALİZM

Kağıt taş makas mı yoksa kaplan

Oyunu doğru oynarsan kazanırsın

Kağıtsa makas kaplansa kapan

Ejderha olsa kanadını koparırsın


ERK

Kendi kararlarını kendileri verenler 

Efendisiz kulsuz dünya kurarsa eğer

Kuyruğunu yiyen yılan gibi tükenir

Biatla itaatla beslemezsek her sefer


EŞİTLİK

Bir piramit yapsaydık sözcüklerden

Zirveye koymak gerekirdi eşitliği

Ama o yıkardı piramidi temelinden

Bütün sözcükleri yan yana getirirdi


F

FAKİR

Fukarasın ihtiyaçlarına ulaşamıyorsan

Hırsızsın onlar vermeden sen alıyorsan

Haksızsın üstelik şikayet de ediyorsan

Sahip olman gereken tek şey isyan


FAŞİZM

İnsanın içinde kavgalı ak ile kara

Karayı besleyen yanımız kanlı yara

Karanlığın gölgesinde büyüyen itin

Dişlerini dökmezsek düşeriz dara


FELSEFE

Fırtınalı varoluş denizinde yol almaya

Dayanıklı gemi ancak bilimle yapılır

Ama yolu gösteren felsefe feneri yoksa

Zifiri karanlık denizde kayalara çarpılır


FUTBOL

Belki seyretmek daha hoş yapmaktan

Bazen dinlemek daha güzel çalmaktan

Her şeyi yaparak yaşamak yorar insanı

Seyretmeli sıkça her insanca yapılanı


G


GENÇLİK

Sınıfı yoksa da safı olmalı

Gençlik gelecektir gelmeli

Kendiyle büyüyecek olanı

Güneşin sofrasına sermeli


GERÇEK

Ya çok yüzü var ya yüzsüz

Ama göz bakmalı pürüzsüz

Tümünü görmek imkansız

Çözemezsin özünü sınıfsız

 

GERİLLA

Tanrıların kutsal ateşini dağlardan

Prometeus indirdi ciğeri pahasına

Sönmeye yüz tutan insanlık ateşini

Dağlarda yeniden harlıyor gerilla


GÜNEŞ

Uzaksan donmuşsun yakınsan yanmış

Hayat dengeyi bulana armağanmış

Parlağına sıcağına niceleri kurban

Fethi için yola çıkanlar hep insanmış


H


HALK

Neylerse güzel eylemez

Nasıl bulursa onu eyler

Söylersin sözü dinlemez

Yaparsan kendinin beller


HAYAL

Kurulunca güne uyandıran saat gibi

Kurdukça uyanıp düşlere alırsın soluk

Kapatma aydınlığa ışıklı gözlerini

Gerçekleşen hayallerdir mutluluk


HAYAT

Madem düştük yola yürümeli zamanda

Ya o seni yaşatır ya sen yaşarsın onu

Senaryonun ayrıntılarını yazamasan da

Hissetmelisin senin filmin olduğunu  


HAZİRAN

Ölmenin zor olduğu zamanlar

O halde yeniden doğmak gerek

Ölmemek için ölü gibiydi insanlar

Şimdi yaşamalı hayatı severek


I


IHLAMUR

Yaprakları yürek gibi diye mi

Gölgesine aşk yakışır her dem

Baş döndüren kokusu dilber mi

Güle bülbüle yakışır bu alem


IRGAT

Avcı toplayıcı değilsen mecbursun

Biri ekecek biri biçecek ki doyasın

Yurdun efendisi diye şişirme ama

Efendi gibi yaşat üstünde toprağın


IRK

Markasız modelsiz yapamayanlara

Neden yetmez iyi kötü doğru yanlış

Öyle böyle yaftalamışlar insanı da

İnsanlıktan nasipsizlere ırk kalmış


IŞIK

Olmanın tadı kaçar görünmezsek

Demek ki varlığın anlamıdır ışık

Parlamazsa göz bakmaya ne gerek

Görmezse yaşadı sayılır mı aşık


İ

İÇKİ

İçine ayna tutar her bir gördüğün sensin

Yanlış dediğin de senin istersen silersin

İnsan olan eşeğin yükünü bile ölçerken

İşin ehliysen sarnıcının boyunu bilirsin


İDAM

Canlıların canını alarak canları koruyan

Ölümlülere öldürerek öldürme denir mi

Öldürenleri öldürerek ölümü cezalandıran

Törenle öldürenler mi daha vahşi ölen mi


İNSAN

Eşref-i mahluk diyenlere sormalı

Yaratık diye anılmak neden şerefli

İnsan tüm canlıların dostu olmalı

Dünyada onurla yaşamak en güzeli


İŞÇİ

Yumruğu yıldız gözü güneş kaşı başak

Çekiçlenmiş yürekleri çelikleşmiş çark

Afişlik kaslı kollarda değil asıl marifet

Üretenin haklı gururu emeğiyle yaşamak


J

JANDARMA

Bizi doğrayan baltanın sapı bizden

Emir kulunun kulluğu da o yüzden

Kulu olmayan dünya ise kurtuluş

Hedef kul değil kulu yaratan düzen


JEOPOLİTİK

İnsanın boyu posu ile kaşı gözü gibi

Yerin yurdun façası da oranın kısmeti

Güzelliğe içkin hem ece hem cariye

Güzeli cariye yapmak kötünün niyeti


JİN (KADIN)

Işık doğudan yükselir karartır gölgesi

Kadına ayrılır gölgenin en karanlık yanı

Kapı duvar çatı kafes içine hapsolan ışık

Can kırıklarıyla yırtar karanlık çarşafı


JÖN

Gözü gönüle bağlanmayanların yari

Göz alıcı organik yunan heykeli

Hep seyredeceksen doğru yerdesin

Ama yeter mi insan olmanın katı hali


K

KAHRAMAN

Küçük insanların basit hayatlarını yaşaması

Büyük savaşlar veren kahramanlara kaldıysa

Doğru mu yalnız bir tarafın minnet duyması

Korunacak sadelik olmadan kahraman yoksa


KIZIL

Toprakta ölüm damarda dirim kan dersen

Yalnızken dert düğünde mest şarap içersen

Ama bayrağın rengiyse önünde barikatın

Mutlak geçecektir altından zafer taklarının


KOZMOS

Sonsuz evrene sığmayan küçücük dünya

İnsanlığa büyük gelen zavallı egolarımız

Sonsuzluğu tahayyül edemeyen küt kafa

Bildiğin sözcükler kadardır rüyalarımız 


KURTULUŞ

Gideceği yeri bilmeyen vardığını bilir mi

Ufuğa gidenin derdi varmak mı gitmek mi

Dağı aşmanın sevinci ancak vadide yaşanır

Ama her vadi iki dağın gölgesinde değil mi


L

LAİKLİK

Herkesin paylaşmadığı bir inanç

Herkesi her yerde hep yönetemez

Hilal davut yıldızı güneş buda haç

Hep değişenleri sabitler bilemez

 

 

LENİN

İnadına devrim diyenlerin ilhamı

Hınzır keçi sakalı mıdır bilinmez

Ama devrim yapmanın yolu yordamı

O’nun mezurası olmadan ölçülmez


LİBOŞ

Taşları bağlı köyde köpeğin özgürlüğü

Boş kabuk fos fikir konfor düşkünlüğü

Hep güçlüyü gösteren pusulanın ibresi

Döveni belli kavgada tarafsızlık zilleti


LİSAN

Başkasının dilini öğrenirsin

Ama rüyandaki dili bilirsin

Dil kendini anlatmak içindir

Anadilsiz kendini yitirirsin


M

MAHİRLER

Adıyla müsemma derler ya eskiler

Devrim için savaşmanın ustalarıydı

O büyük günün şafağında geldiler

Devrimin yolu solu hep anılarıydı


MİZAH

Mizahın diliyle telaffuz edilemeyenin

Sevinçle erinçle neşeyle olur mu işi

Neye yarar senin görkemli devrimin

Görünmeyecekse garibin otuz iki dişi


MÜCADELE

Otun bile rüzgara direndiği dünyada

Yaşamak direnmektir diyenler haklı

Ot eğik ağaç dik orman kazanıyorsa

Ağaç gibi dik orman gibi çok olmalı


MÜZİK

Gönülden gönüle yolun taşıdır müzik

Sözcüklerden önce duyguları taşır ilk

Tüm alem kendince seslenirken evrene

Kimine kulak kapamak büyük eksiklik


N

NASIR

Emekçinin teninde kayıtlı puantaj

Bazen sızılı bazen hissiz mühür

Pamuk ele değil tutan ele avantaj

Ama yersiz yerdeyse hayat zehir


NAZIM

Adı da hayatı da şiir olanın sesi

Aşkın kavganın tutkulu hikayesi

Harflerle hecelerin görkemli dansı

Memleketin en insan manzarası


NAZİ

Küçük adam dinleseydi aklın sesini

Görür müydü insan bu kadar dibini

Ezenin içi eziktir üzenin ruhu kurur

Büyük insanlık için kurmalı düzeni


NİKAH

Aşksız sevgisiz imza kar etmez

İki birden tek bir türetmediysen

Şahit cüppe defter sevdaya yetmez

Mühürle yüreğini dağlamadıysan


O

OLİGARŞİ

Hep güzel değil iki elin sesi

İşbirliği bazen sehem demek

Kötülerin ittifakıdır oligarşi

Kimler birlikte bilmek gerek


OMUZ

Omzuna omuz değmeyenin

Yumruğu yıldıza kalkamaz

Barikatta parlamayan göz

Güneşin fethine bakamaz


OTOMOBİL

Yolda gitmek için yapılmış ama

Tepeden bakmanın aracı gibi

Palet taret takarlarsa hiç şaşma

Yayayla doğayla savaşta sanki


OY

Eşitsiz yardım zenginin parası

Barajda kaldın reklamın cilası

Dövüleceğin sopayı seçme hakkı

Hür iradenle al parayı bul karayı


Ö

ÖLÜM

Diyelim o varken sen yoksan

Ne haldedir ki geride kalan

Gitmedi mi kalanın bir parçası

Götürmedi mi senden de giden


ÖNCÜ

Senin yerine değil senden önce

Sana rağmen değil hep seninle

Korkunla büyüttüğüne karşı duran

Arkasında durduğun için önünde


ÖYKÜ

Gerçekten olması gerekmez

Olabilir ki diyebilmeli insan

Yalnızca anlamak da yetmez

Ta içinde hissetmeli okuyan


ÖZGÜRLÜK

Söyleneni yapmak kolay söylemek zor

Bilen karar verir ama cehalet zorda kor

Özgürlük bilerek karar verenin hali

Cahille çokbilmişle ne seni ne beni yor


P

PADİŞAH

Yazgılıdır bir aile bütün ulusu yönetmeye

Yalanını benimsetmek değilse herkese

Tüm zamanların en büyük dolandırıcılığı

Başka ne olabilir bu fırıldak gezegende


PANKART

Bir şiirle hayatı anlatan usta

Yeri gelir özenir bir pankarta

Özne yüklem imla gerekmez

Kitlenin kalbi gibi atar ortada


PARA

Kağıtla uçurtma yaparsın gökler şenlenir

Gemi yaparsın dalgasında düşler sallanır

Bütün hayallerin resmi denilen parayla

Hayat renksiz ruhsuz rakamlara bulanır


PARTİ

Adın kartal diye uçman gerekmez

Eğer Boğaç gibi hak etmediysen

Hayat adını koyar tabela yetmez

Hızır gibi dardakine yetmediysen


R

RAKI

Su dökünce aklanır gibi

Bir düzeni yıkar bir ruhu

Buğulu camın ardındaki  

Her dem bize can suyu


RAKS

Zaten evren bitimsiz raksta

Sen dursan da durmuyorsun

Kah semah döner kah sema

Sen de dans et ki uyum olsun


RAMAZAN

Yoksulların halini anlamak için

Oruç tutup aç kalıyorsa zengin

Zenginin halini de yoksul anlasın

Karnı tok hayat hep bayram olsun


RUH

Beyinsiz düşünceyi düşünmek kadar

Beyinsizce düşüncedir maddesiz ruh

Bitkide yok hayvanda şuursuzu var

Yirmi bir gramlık nefes ne işe yarar


S

SABAH

Kuyusunun dibinden güneşi gören

Tanrı yapar O’na tapar haklı olarak

Işık gelin teli yaşam denen düğünün

Gecenin en güzel yanı sabahı görmek


SABIR

Henüz gelişimini tamamlamadan doğan

Kendine yetecek hale yıllar içinde gelen

Bil ki pişmeyen çiğdir usta çırağı yener

Sabırla biriktiren değişimle murada erer


SEVGİ

Perinin tozu meleğin kanadı azizin halesi

İnsanı hep sıcacık gülümseten bir tanesi

Sevgi yoksa boşluğu doldurur kin nefret

Reva mıdır insanın böyle ömür sürmesi


SÖZ

Önce söz mü vardı her şeyi olduran

Kaç kere söylersen gerçek olur yalan

Olmayanın sözü nasıl anlaşılır olur

Dinleyenin gözünde biçim almadan


Ş

ŞAFAK

Hep bakarsan kamaşır gözün

Gününü görürsün biter sözün

Gelen günün öncüsüdür şafak

Aydınlanır ışığa dönükse yüzün


ŞAH

Devrilince oyunu biter siyahla beyazın

En arkada olsa da en kıymetlisi takımın

Herkes O’nu korurken kibirli bir put

Bir başına işi zor adım adım kaçanın


ŞAMAN

Yukarıya bakmayın tanrı bende

Ben istersem şifa olur bedende

Dansım düzenler hayatın ritmini

Kar yağar güneş açar sayemde


ŞİİR

Şiiri anlatan şiire denir mi narsist

Övse megaloman yerse mazoşist

Kişiyi kendinden dinlemek yersizse

Başkası desin ki şiir olmasın egoist


T

TAÇ

Taç giyen baş akıllanır derler

Önceki bönlüğü ikrar ederler 

Taçlı başın kıçına taht lazım

Tahtta oturanı ilah bellerler


TAVLA

Tanrı zar atmazsa da insan atmalı

Karşıda biri varsa Kabe tamamdır 

Yüz yüze iki kişinin rızayla yaptığı

İnsanlık dininin has ibadeti sayılır


TUTKU

İnsanı doğayı hayatı seversin

Tutku da varsa sevgilin olur

İkisi birlikteyse sen aşıksın

Daha iyisi gözün doysundur


TÜRKÜ

Boz toprağın yürekten gelen yanık sesi

Lekesiz sevincin saydam kederin özü

Gözyaşıyla sulanan çiçeğin pastel rengi

Doğanın ölenin düğünün derneğin sözü


U

UFUK

Bilir uzağı gören keskin gözler

Yoluna kurban olayım diyenler

Kucağı gölgesi hiç yoktur ufkun

Uzaktan sevmeyi bilenler sever


ULUS

Zamanda yerde karışıp durmuş insan

Sonra durulmuş sular durmuş zaman

Birikip de çökenlere ulus demişler

Adları değişse de aynı sudur nehirler


UMUT

Öznesiz umut tanrısız dua gibidir

Sadece bekleyen geleceği bilemez

Çaba sebep umut sonuçsa haklıdır

Ekmeden biçen gün yüzü göremez


UYGAR

Çiğden pişmişe inden eve yazı boya

Uzun bir yolculuk idden süper egoya

Her görünene bakmayacaksın ama

Beğendiğini de göstereceksin daima


Ü

ÜLKE

Derler ki üzerinde devlet olmadan

Doğup doyduğun yer ülke değildir

Ana gibi yar dediğin diyardır vatan

Devlet kiminse memleket onundur 


ÜLKÜ

Asıl bize yakışır denmişti bu söz

Davası olanın yüreğindedir köz

Canlı ete ruh kazandırır varlığı

Şavkıyarak bakar dünyaya göz


ÜTOPYA

Olmayan yere gitmek isteyen deli mi

Yol yoksa yol açan adam değil mi

En güzel yere henüz gidilmemişse

Nedir bu yolda yolcu olmanın bedeli


ÜZÜM

Kırklar bile bölüşememişler tanesini

Sıkmışlar da üleştirmişler suyunu

Paylaşılır olması mı şarapla dertleri

Yemiş akınca değiştirir mi huyunu


V

VAHİY

İçimden geldi söyledim dersin

İçine nereden geldi bilemezsin

Ama gelenlerin hepsi bilindikse

Senden gayrı kaynağı neylersin


VARSIL

Yoksullar olduğu için varsın varsıl

Sendekiler çok diye bunca yoksul

Alınca birikmiş hakkını kısa çöp

Anlarsın tokla peke fazla pullu çul


VASİYET

Adını bile kendi koymalı insan

Hazır hayat yaşanmış sayılır mı

Deneyim olgunluk onur güven

Mal mülk gibi mirasla alınır mı


VEFA

Yetmiş yetişmiş semti lisesi bozası

Zat’ın önünde isimdir rakı ustası

Sözünde dur sebatla borcunu öde

İyiliğin kadrini bil daima sevgiyle


Y

YAĞMUR

Gidenin dönmesidir yağmur

Anısıdır göle dökülen nehrin

Islak saçlar suyu tutan çamur

Damlalar öyküsüdür bu şehrin 


YAS

Gidenin selamı üzerine olsun

Bir selam nereye kadar taşınır

Geldiği yere götürmeyeceksen

Vaktinde veda ile takas yakışır


YEREL

Herkes evinin önünü süpürse sokak temiz

Komşu sokağa attığın çöpten yanar geniz

Neye yarar kokan mahallede temiz sokak

Şehrinin sokağının evinin de kaderi ortak


YEŞİL

Tabiat ananın saçlarının rengi

Salınmış kahverengi boynuna

Can suyu kara topraktan imbikli

Dalgalanır ıslak mavi omzunda


Z

ZAMAN

Aynı nehirde iki kez yıkatmayan

Akan su değil gürüldeyen zaman

Sap keser döner zaman dönmez

Herşeyi geleceğe çeker durmadan


ZEKA

Sözeli sayısalı sosyali duygusalı

İyisi hemen uygun çözüm bulanı

İlerisi gerisi normali çok uçanı

En değerlisi yolu yoksa yol açanı 


ZEYTİN

Tufandan sonra güvercinin ağzında

Efsanevi ölümsüz ağaç değil boşuna

Kurtuluşun müjdesi barışın simgesi

Sağlığın ve bolluğun kutsal tanesi


ZİNCİR

Esaretin nişanesi tene değen halkalar

Kara demirse açık da ya parlak taşlar

Paslısını parlağını kırar kararlı eller

Yeter ki kopmasın gönüle bağlı teller

 

 

**********

  

Bu blogdaki popüler yayınlar

1. MEKTUP ('HER ŞEY' HAKKINDA)

Gezi Direnişi sırasında 13 yaşında olan Elif'in 'her şey' hakkında merakını gidermek ama 'her şey' hakkında gerçekten merak yaratmak amacıyla yazıldı...  

16. MEKTUP (GERÇEK ALİ)

    Din ve inanç konusuna genel bir bakışı netleştirmek için yazıldı...

5. MEKTUP (DİYALEKTİK)

En başta ve en fazla anlaşılması gereken 'diyalektiği' anlamak için yazıldı...

18. MEKTUP (ÜTOPYALAR GERÇEK Mİ?)

                                                         Anlatılanların 'makul, meşru ve mümkün' olduğunu somutlamak için yazıldı...